Kitabı tek cümleyle özetlemek gerekirse bu hayatta ne oldum demeyeceksin ne olacağım diyeceksin gerek insanların cinsel düşkünlüğünü yol açtığı ahlakı zaafiyetler, gerek menfaat için insanların birbirlerine yaptığı yalakalıklar, söylediği yalanlar, gerek Abdülhamid, gerek İtc, gerek Kurtuluş Savaşı zamanlarının anlatıldığı bu mükemmel romanı tarihi, edebiyatı seven herkes okumadan ölmemeli diye düşünüyorum o kadar iyi..
Osmanlı İmparatorluğu'nda matbaanın gecikmeli olarak gelmesi—Avrupa'da yaklaşık 1450'de icat edildikten sonra Arapça veya Osmanlı Türkçesi alfabesindeki eserler için neredeyse üç yüzyıl gecikmeyle—kitap kıtlığına yol açmış ve bilginin yayılmasını sınırlamıştır. Bu tıkanıklık, genellikle imparatorluğun Avrupa'ya göre göreceli durgunluğunun ana faktörlerinden biri olarak gösterilir; Avrupa'da matbaa Rönesans, Reform, Bilim Devrimi ve Aydınlanma dönemlerinde hızlı ilerlemeleri tetiklemiştir. Bazı tarihçiler resmi bir "yasak"ın kapsamını tartışsa da—kültürel ve ekonomik dirençler yerine—ve daha geniş faktörlerin (örneğin coğrafya, Avrupa içindeki çatışmaların yeniliği teşvik etmesi veya 12. yüzyıldan itibaren İslam bilimindeki önceden var olan gerilemeler) daha büyük roller oynadığını savunsa da, gecikme şüphesiz fikirlerin, okuryazarlığın ve teknik uzmanlığın kitlesel üretimini ve yayılmasını engellemiştir. Aşağıda, belirli alanlardaki gecikmelere nasıl katkıda bulunduğunu, tarihsel analizlere dayanarak özetliyorum.
### Askeri Gecikme
Matbaa, Avrupalılara askeri kılavuzlar, haritalar, taktik incelemeler ve mühendislik metinlerini kitlesel üretme imkanı vererek eğitimi standartlaştırdı ve silahlarda, tahkimatlarda ve stratejilerde yenilikleri hızlandırdı. Buna karşılık, Osmanlı İmparatorluğu'nun el yazması nüshalara—pahalı, zaman alıcı ve miktarı sınırlı—bağımlılığı, askeri bilginin güncellenmesini ve dağıtımını yavaşlattı. Örneğin, 18. yüzyılın sonlarında Napolyon yönetimindeki Fransa gibi Avrupa güçleri, 1798 Mısır seferinde propaganda ve lojistik malzemeleri basılı olarak dağıtabilirken, Napolyon bölgeye ilk kez Arapça matbaa getirmiştir. Osmanlılar, dini âlimlerin otoritesini ve kâtiplerin geçimini korumak için baskıyı kısıtladıklarından, top ve deniz taktiklerindeki
John Stuart Mill, Adam Smith, Marx, Engels, Darwin, Planck, Thomas Huxley, Auguste Comte, Hegel, Geothe ve daha birçok Batılı düşünür, bilim adamı, din adamı eliyle giderek felsefenin, bilimin kurumsal din anlayışını reddedip giderek aydın sınıfta egemen olduğunu, evrim teorisinin sadece biyolojik olarak değil toplumsal meselelerde de kullanıldığını görüyoruz dini, felsefi altyapısı olan Batı'nın bugünkü gelişmişliğine giden yolun hangi düşüncelerin, tezlerin üzerinde yükseldiğini merak edenlere öneririm..