Siz hiç ölüp giden arkadaşlarınız haber alamadığınız aileniz hatta hiç tanımadığınız insanlar için beste yaptınız mı? Lorenzo yaptı bir gece ailesiyle birlikte ölüm kampına gönderilen trene bindiklerin de arkasında ailesini sevdiğini hayallerini bıraktı.Aklında Laura’sı bir de müziği vardı. Sürgüne gönderilen bütün soydaşları gibi birgün bitecek diyordu birgün ailemle birlikte geri döneceğim ve herşeye bıraktığım yerden devam edeceğim diyordu.
Oysa kaderin onun üzerin de başka planları vardı mesela ailesinde de ayırmak gibi işte o zaman dedesinden ona kalan tek yadigarla o çok sevdiği “La Dianora” ismini verdikleri kemanıyla birlikte kaldı.Onun görevi diğer seçilenlerle birlikte müziğiyle üst düzey komutanları eğlendirmek başka bir deyişle bir şekilde herşeyi yok saymayı öğrenmekti.
Görmemeye,duymamaya,hissetmemeye çalışmak zor oldu lakin bir yerden sonra dayanılmazdı.İşte o zaman bir beste yaptı “Incendio” adını verdiği ateş anlamına gelen bana göre tüm kayıpların ardında çalınan bir ağıt…
Yıllar sonra yaptığı bu beste bir antikacı da Julia’nın eline geçti. Genç kadın da keman çaldığı ve bilinmeyen eski müziklere ilgisi olduğundan çok sevdi.Lakin bu şarkı içerisinde o kadar acıyı barındırıyordu ki bundan sonra yaşayacaklarını hayal bile edemezdi…
Toparlayacak olursam ben inanırım büyük acılar belki çok büyük ahlar sonucu insanların duygularının bir nesneye ya da o an yapılan bir beste yazılan bir yazı ya da her zaman üzerinde taşıdığı bir nesneye sığınabileceğine…
Lorenzo’nun bestesi de bana göre böyleydi 2. Dünya savaşında yaşanan bütün acıları,insanların çektikleri zorlukları,ölümleri,kayıpları hepsini içine aldı ve gözyaşlarıyla ortaya çıktı…
Ateşin şarkısı bir Tess Gerritsen romanı içinde gerilimden çok acı var .Bana kalırsa mutlaka okuyun…