Nedense bu kitaba kendimi pek veremedim. Aslında yazarın bir diğer kitabı “işte böyle oldu”yu beğenmiştim. Bunun da arka kapağında “yazarın en iyi romanlarından biri kabul edilen Akşamın Sesleri… “ diye başkayan bir cümle okudum. Hevesle ve büyük beklenti ile aldım elime. Ancak bir türlü beni içine çekemedi malesef.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra 1940’lı yıllarda bir İtalyan kasabasında yaşayan insanların hayatlarına projeksiyon tutulmuş. Sınıfsal farklılıkları olan bu insanların, faşizimle ve savaşın getirdiği tüm o ağırlıkla nasıl başa çıktıkları anlatılmış.
Kitapta bölüm yok, okurken ara vermenizi tavsiye etmiyorum. Karakter sayısı çok fazla bazen kim kimdir diye karıştırdığım, birkaç sayfa sonra “aaaa evet bu adam da şunun oğluydu” dediğim oldu.
İnsan hikayelerinden hoşlanan, bunu bir de tarih ve siyaset ile harmanlayıp sunan romanları seviyorsanız bu kitabı tavsiye edebilirim.
Keyifli okumalar