H

H
@Ceylinb
Yaşamının son tam günü olan ertesi gün konuklar artık oradan ayrılıyorlardı: Ölümü tek başına karşılamak istiyordu madam. Faytonlar beyaz toz bulutlarını uzaklara taşıyor, atlılar dört nala uzaklaşıyordu, salonlar kahkahadan ve ışıktan yana ıssız kalmıştı ve şöminede huzursuz bir esinti dolanıp duruyordu. Sanki bu insanların girmesiyle birlikte damarlarındanki kan da ağır ağır boşalıyordu, git gide soğuktan daha çok donduğunu, daha güçsüz, daha savunmasız, daha ürkek olduğunu duyumsuyordu. Dün oyunmuş gibi pek kolay görünen ölüm, yeniden yalnız kalan kadına ansızın dehşetini ve gücünü gösteriyordu.
Sayfa 41 - Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Madam, arada bir pek düşünmeden bir söz söylüyordu: Düşünceleri sivrisinek sürüsü gibi vızıldıyordu; o sadece duymak, bir insan sesi duymak, içinde boğulmak üzere olduğu yalnızlık denizinin önüne bu sesi bir set gibi çekmek istiyordu.
Sayfa 13 - Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Dülger Balığının Ölümü
Onu atmosferimize (suyumuza) alıştırdığımız gün bayramlar edeceğiz. Elimize görünüşü dehşetli, korkunç, çirkin ama aslında küser huylu, pek sakin, pek korkak, pek hassas, iyi yürekli, tatlı ve korkak bakışlı bir yaratık geçirdiğimizden böbürlenerek onu üzmek için elimizden geleni yapacağız. Şaşıracak, önce katlanacak. Onu şair, küskün, anlaşılmayan birisi yapacağız. Bir gün hassaslığını, ertesi gün sevgisini, üçüncü gün korkaklığını, sükûnunu kötüleyecek, canından bezdireceğiz. İçinde ne kadar güzel şey varsa hepsini birer birer söküp atacak. Acı acı sırıtarak İsa'nın tuttuğu belinin ortasındaki parmak izi yerlerini, mahmuzları, kerpeteni, eğesi, testeresi ve baltasıyla kazıyacak. İlk çağlardaki canavar halini bulacak.
Sayfa 123 - İş Bankası - Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Kraliçenin Evinde
-Hanım sen güzelsin! dediği zaman, artık İnci Hanım'ın güzelliği hakkında bize laf düşmez. Ama tarif de edemez miyiz? O da güç bugün güzeli nasıl tarif edebiliriz. Eskiden klişeler vardı: Hokka gibi ağız, kalem gibi kaş, sedef tırnaklar, elma yanaklar, topuklarına döven saçlar... İnsan basardı klişeyi. Okuyan da: -Sahi güzelmiş! derdi.
Sayfa 42·Kitabı okudu
Sinağrit Baba son nefesini,böylece hiçbir insanlık imtihanı geçirmemişin sandalında pişman ve mağlup verdi.
Sayfa 78·Kitabı okudu