Malayani [Lüzumsuz] sözlere, hatta lüzumlu sözlerin de çoğuna gelince;
bunlarla meşgul olmak haram değilse de terki evladır(daha iyidir).
Çünkü boş sözlerle uğraşan kimse, batıla düşmekten emin olamaz,
insanların ekserisi, laf etmekten zevk almak maksadıyla toplanır ama ,
insanlar hakkında dedikodu yapmaktan ve batıla dalmaktan emin olamazlar.
"Hem madem Fatır-ı Kerim, düstur-u kerem iktizasıyla, bir şeye verdiği makamı ve kemali, o şeyin müddeti ve ömrü bitmesiyle, o kemali geriye almıyor. Belki, o zikemalin meyvelerini, neticelerini, manevi hüviyetini ve manasını, ruhlu ise ruhunu ibka ediyor.
Mesela, dünyada insanı mazhar ettiği kemalatın manalarını, meyvelerini ibka ediyor. Hatta, müteşekkir bir müminin yediği zail meyvelerin şükrünü, hamdini, mücessem bir meyve-i cennet suretinde tekrar ona veriyor. Ve şu hakikatte, muazzam bir kanun-u rahmetin ucu görünüyor."
"Hem, madem her şeyin hakikati Cenâb-ı Hakk'ın bir isminin tecellisine bakar, ona bağlıdır, ona aynadır; o şey ne kadar güzel bir vaziyet alsa, o ismin şerefinedir, o isim öyle ister. O şey bilse, bilmese o güzel vaziyet, hakikat nazarında matlubdur. Ve şu hakikatten gayet muazzam bir kanun-u tahsin ve cemalin ucu görünüyor."