"Bu kainat içindeki benliğim, varlığımın sınırları ne ise o kadar muayyen olmak lazım gelir. O şey ki benden hariçtir, ben o değilim. Fakat benim, varlığını hissettiğim şey nasıl olurda benliğin dışında olabilir," derdi.
"Beni seviyor mu, sevmiyor mu?" Bu soru içini kemiriyor, bir alev gibi dağılıp genişliyor, elini kolunu bağlıyordu: Bu artık bir aşk meselesi değil, bir hayat meselesi olmuştu. Ruhunda başka hiçbir şey yer alamıyordu.
— Sadece demek istiyorum ki... Seni o kadar seviyorum ki, eğer...
— Evet? Evet?
— Eğer başka birini sevecek olursan ve o seni benden daha fazla mutlu edebilecekse, acımı içime gömer ve yerimi ona bırakırım.