Gerilim dolu merakla elinizden bırakamayacağınız bir roman. Serinin ikinci kitabı tüm heyecanıyla devam ediyor. Kahramanımız Millie artık üniversite de sosyal hizmetler okuyor ama bir yandan da geçimini sağlamak için iş arıyor ne yazıkki geçmişinden dolayı iş bulamıyor. Evin kirası okulun masrafları derken birikmiş parası da yok ne yazıkki tam bu sırada Garricklerin çatı katı için temizlikçi aradıklarını öğreniyor ve ücreti de gayet iyi olan işi düşünmeden kabul ediyor. Garricklerde evin hanımı kapısı kapalı bir şekilde odadan hiç çıkmıyor eşi onu kesinlikle rahatsız etmemesini çok hasta olduğunu söylüyor. Ama Millie bir gün karşı karlıya geldiklerinde yüzünde morluklar ve geceliğinde kanlar görüyor bu kadına yardım etmek için söz veriyor. Kocası çok korkunç ve tehlikeli bir adam olmasına rağmen ne pahasına olursa olsun onu kurtarmak için elindem gelen herşeyi yapmayı planlıyor. Bir yandan da takip edildiğini hissediyor olaylardan ve geçmişinden ne kadar kaçmaya çalılırsa çalışsın olaylar ne yazıkki onu buluyor. Yakışıklı ve ilgili erkek arkadaşı Baroks ise onunla ciddi bir adım atmak için ailesiyle tanışmaya ve birlikte yaşamaya ikna etmeye çalışıyor Millie geçmişini anlatmak istiyor ama bir türlü fırsat bulamıyor bunun stresi bir yandan geçim derdi bir yandan bir de bayan garrick var bu sıkıntılar yetmezmiş gibi komşusu musallat oluyor tam saldırmaya kalkarken biber gazı sıkıp merdivenlerden itiyo ama bu sefer polis çağırıyor ama polis ona inanmak yerine adama inanıyor bir kere daha geçmişi yüzünden kimse ona inanmıyor. Bu adaletsiz düzen içinde yine de kendi ve diğer kadınları kurtarmayı seçiyor. Ve asla vazgeçmiyor..
Yine gerilimi sonuna kadar hissettiren bir kitaptı. Millie şartlı tahliye olduktan sonra iş arayan genç ve güzel bir kadın. Winchesterların evine iş görüşmesine gidiyor ama hiç umudu yok . Bir hafta sonra işe kabul edildiğini öğreniyor ve bu duruma çok seviniyor. Bu güzel evde çokta güzel olmayan bir depo görünümlü üstelik kapısı içerden değil dışardan kitlenen bir odada kalması bile onu bu işten soğutmuyor başka çaresi olmadığından hergün canla başla temizlemeye ve yemek yapmaya devam ediyor. Evin hanımı Nina ise geçmişte akıl hastanesinde kalmış üstelik kendi kızını suda boğmak üzereyken polisler yetişmese öldürecekmiş ve hâlâ dengesiz ruh haliyle herkesi huzursuz ediyor. Kadının kızı da tuhaf elbiseleriyle dolaşan ve hiçbirşeyden memnun olmayan şimarık ve korku filmlerinden fırlamış gibi. Oysa eşi Andrew o kadar yakışıklı ve anlayışlı ki Millie elinde olmadan ona aşık oluyor ve hislerinin karşılıksız olmadığını hissediyor . Bu işe çok ihtiyacı olduğu için duygularını bastırmaya ve bütün olumsuzlukları görmezden gelmeye çalışıyor. Ama olayların gidişatı onun hiçte beklemediği şekilde değişiyor. Bu gerilim dolu kitap serinin ilki ve sonrakileri okumayı merakla bekliyorum.
Kitap aşırı akıcı ve çok akıllıca yazılmış ters köşe yapıyor böyle gerilimi sonuna kadar hissettiren kitapları çok seviyorum. Yeni evli bir çiftin şehrin ücra köşesinde bulunan eve bakmaya gitmeleri ve o sırada meydana gelen kar fırtınası sonucu bu evde mahsur kalmalarıyla başlayan hikaye evin sahibi yeni kitap çıkarmış ünlü psikiyatrist Dr. Adrienne Hale’nin ölümüyle ilgili deliller ve evin içinde çiftimiz dışında birinin de varlığıyla gerilim zirveye çıkıyor . Ve hiç azaltmadan son sayfasına kadar. Kendini hissettiriyor. Yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım kesinlikle.