Roman, "1903 senesi sonbaharında ve yağmurlu bir gecede Aydın 'ın Nazilli kazasına yakın Kuyucak köyünü eşkiyalar bastılar ve bir karı kocayı öldürdüler." Cümlesi ile başlayan roman olayı adli, ölenlerin geride bıraktıklarına dair notlar veya katilleri anlatmaya yönelir. Bu hadisenin açılımında Kuyucaklı Yusuf ile Salahattin Bey, romanın başkahramanları olurlar.
Nazilli Kaymakamı Selahattin Bey, olay hakkında tahkikat yaptırmaktadır. Tahkikata gelen ekip olaydan ziyade annesi ve babasının öldürülmesine şahit olan sekiz dokuz yaşındaki küçük Yusuf’un metaneti karşısında şok geçirmişlerdir. Salahattin Bey, annesi ve babası gözü önünde katledilen küçük Yusuf'u, kendine evlatlık alır. Yusuf, evin küçük kızı Muazzez ile birlikte ve aile huzursuzlukları içinde büyümeye başlar.
Yusuf, 19 yaşına gelince birlikte büyüdüğü Muazzez’i başka erkelerden de kıskanmaya başlamıştır. Muazzez'i bütün kötülüklerden korumaya çalışmakta eve evlatlık geldiği için kendine hiçbir zaman iyi davranmayan babalığının karısı Şahende Hanım'a da hiç güvenmemektedir. Bir bayram günü kasaba eşrafından Hilmi Beyin oğlu Şakir, Muazzez’e sataşır. Bunun üzerine Yusuf Şakir’i döver. Böylece Yusuf, fabrikatör Hilmi Bey ile karşı karşıya gelmiş olur.Şakir, Muazzez’e de sataşmadan önce Kübra adında genç bir kızın iffetine sataşmış, babası Hacı Ethem Bey’in tertibi ile Kübra ve annesini de kullanarak suçu Yusuf’a yüklemeye çalışır. Ancak bu tertip Kübra’nın itirafı sonucunda yıkılır ve Yusuf, Kübra ve annesini kaymakamın zeytinliğinde çalıştırmaya başlayarak koruma altına alır. Şakir bu olay sonrasında Yusuf’a karşı daha da çok kinlenmiş, kasabaya da rezil olmuştur. Şakir,bir kumar oyununda Kaymakam’ı çok borçlandırmış ve borcuna karşılık da Kaymakam’dan bir senet almıştır. Şakir’in babası İmzalattığı bu