Sonrasında yeni bir kadınla karşılaşsan ve o kadın ne kadar harikulade bir kadın olsa da (hayır, ne kadar harikulade olursa o kadar çok) sen o andan itibaren o kadınları yitirecek olmayı düşünmeye başlarsın. Denizcileri andıran gölgeler, konuştukları yabancı dilin sesi (Yunanca mı? Estonca mı? Tagalogca mı?) seni rahatsız eder. Dünyadaki egzotik limanların adları seni korkutur. Nedeni ise senin kadınsız erkeklerin ne olduğunu çoktan biliyor olmandır. Sen açık renkli Acem halısısın, yalnızlık ise çıkmayan Bordeaux şarabının lekesi. Yalnızlığın Fransa'dan taşınmış, yaranın acısı Ortadoğu’dan gelmiştir. Kadınsız erkekler için, dünya çok geniş, keskin ve ağır bir karışımdır, tıpkı ayın arka yüzü gibi.