“Ah inanın, Kolomb Amerika’yı keşfettiği anda değil, onu keşfederken mutluydu. Sorun onlara, her birine tek tek sorun bakalım mutluluktan ne anlıyorlarmış? Önemli olan Yeni Dünya değildi, yerin dibine batsın Yeni Dünya! Neredeyse Yeni Dünya’yı görmeden, neyi keşfettiğini anlamadan ölmüştü Kolomb. Önemli olan yaşamdır, yalnızca yaşam... onun keşif süreci, sürekli ve bitmek tükenmek bilmeden yaşamı keşfetme çabası, yoksa keşfetmiş olmak değil.”
“İnsanların biraz yalan söylemesine göz yum dostum. Zararı olmaz. Hatta bırak varsın çok yalan söylesinler. Bir çırpıda iki büyük yararı olur sana bunun: Önce, kibar olduğunu gösterir; sonra, senin de yalan söylemene ses çıkarmazlar. Yabana atılacak yararlar değildir bunlar. “
“Onu ilk kez resimde gördüğünde bu kadının yüzünün ona neler hissettirdiğini son altı aydır hatırlamaya çalışmıştı, ama o resimden bile belleğinde kalan yalnızca acılı, ağır bir duyguydu.”
“Zaman zaman bir yerlere gitmek, buradan kaybolmak istiyordu. Hatta sırf düşünceleriyle başbaşa kalabilmesi, nerede olduğunu kimsenin bilmemesi için, kasvetli, ıssız bir yerde olmaya bile razıydı.”
“Düşünmek, atacağı bir adımın kararını vermek istiyordu. Ama bu “adım” düşünülerek atılan adımlardan değil, özellikle düşünülmeden, doğrudan karar verilen adımlardandı: Birden burada herşeyi bırakıp geldiği yere dönmek, hatta çok uzak, ıssız bir yerlere gitmek için önüne geçilmez bir istek duymaya başlamıştı. Birkaç gün daha olsun burada kalırsa, bu dünyaya bir daha çıkamayacak biçimde girmiş olacağını hissediyordu. “