Yoğun erken çocukluk duygularının engellerini aşarak boşalmasının “nedeninin anlaşılamaması özelliği ile belirlenen” ve nispeten “uzun süren” bunalımlı bir ruh haline yol açabildiği tecrübesini birkaç defa geçirdikten sonra (her insan böyle dönemler yaşar) istenmeyen duygularımıza, özellikle acıya karşı giderek farklı bir tavır kazanırız: Artık eski davranış şemasına (düş kırıklığı-acıyı bastırma-bunalım) aynen uymak zorunda olmadığımızı, çünkü düş kırıklığımızla başa çıkmak için şimdi elimizde başka bir imkan daha bulunduğunu keşfederiz ki bu da acıyı bastırmaktan vazgeçip onu dolu dolu yaşamaktır…