-Aferin! diye bağırdı reis. Bir sürü toprağın oldu.
Pahom'un uşağı hemen yanına koştu, onu tutup kaldırmak istedi. Fakat Pahom'un ağzından kan sızıyordu, ölmüştü.
Uşak küreği aldı, tam Pahom'a göre bir mezar kazdı:
Üç arşınlık toprak parçası yetti Pahom'a.
O daha kötüymüş! Kötülük eden bir tek o olsaydı, ortada kötülük kalmazdı. İki insan arasındaki kötülük sadece birinden mi çıkar? Kötülük iki taraflıdır. Onun yaptığı kötülüğü görüyorsun ama kendininkine gözün kapalı.
Talihsiz adam! Sen bir budala değil misin? Kendini kandırmıyor musun? Bu bitmek bilmez fırtınalı tutkunun sonu nereye varacak? Bütün dualarım onun için; hayallerimin karşısına onun görüntüsünden başka kimseninki çıkmıyor, etrafımı saran dünyadaki her şeyi onunla bir ilgisi varsa görüyorum. Bu zaman zaman birkaç saatimi mutlu geçirmemi sağlıyor - ta ki kendimi yeniden ondan koparmak zorunda kalıncaya kadar!
Bugün Lotte'ye gidemedim, başımdan savamadığım insanlar bana engel oldu. Ne yapayım diye düşündüm. Uşağımı ona gönderdim, sırf bugün onu görmüş biri yakınımda olsun diye.
Ah, tesadüfen parmağım onunkine dokununca, ayaklarımız masanın altından birbirine değince öyle heyecanlanıyorum ki!
...
Konuşurken elini benimkinin üzerine koyunca, sohbete duyduğu ilgiyle bana yakınlaşınca, ağzından çıkan ilahi nefesin dudaklarıma değme ihtimali belirince: Yıldırım çarpmış gibi elim ayağım tutuluyor.