İnsan medeniyete kavuşmakla eskisinden daha fazla kan dökücü olmamışsa bile, en azından daha kötü, daha iğrenç bir kan dökücü olduğu kesindir. İnsan eskiden hak uğruna kan döker, bunun için önüne geleni gönül rahatlığıyla temizlerdi; zamanımızda kan dökmeyi iğrenç saydığımız halde bu iğrençlikten kendimizi alamıyoruz, hem de eskisinden daha çok.
Hey! Kaldırımların üstünde ne güzel bağırılır ve şarkı söylenir; kaldırımların üstünde ne güzel yıldızlara bakılır: Arkadaşlarla ne coşkun kahkahalar fırlatılır ve yalnızken ve ağır ağır yürürken, için için ne güzel ağlanır!
Bir insanı ezip mahvetmek, ona en korkunç katilin bile duyunca titreyeceği kadar ağır bir ceza vermek isteyenlerin, insana yaptığı işin tamamen anlamsız, faydasız olduğu duygusunu vermesi yeterlidir.
Abartılmış şeylerin insanı olmak bana artık ağır geliyor. Hayatı anlamlandırma çabamda maalesef kocaman bir “çağ belası” var. Erkekler belalarını, hanımlar ise zindanlarını arıyor.
Evlilik tanımı yapılırken nedense aklımda beliren, saf ve sade yuva düzeni olmuştur: İmkan dahilinde, gerekirse en düşük imkânlarda, iki insanın hayat kurması… Ümidimi kaybettim demeyeceğim çünkü kimliğime yakışmaz ama gerçekten merak ediyorum, çok mu önemli?
Evlenmek için niyetlenen arkadaşlarımdan duyduğum düğün salonu fiyatları mesela ortalama 300 bin lira. Gerçekten artık buna gerek var mı, bilmiyorum. Yemekler, danslar, halaylar (çok çirkin!), dedikodular ve benzerleri...
Sırf insanları eğlendireceğiz diye şaklabanlık yapmaya gerek var mı?
O gün tüm günahlar sevap gibi saçma sapan davranmaya gerek var mı?
Eşyalar ihtiyaç dahilinde alınamaz mı?
Biliyorum, benden önce de birçok kişi bu konu hakkında istida etmiştir.
“Eşim zengin olsun, isterse eve gelmesin…” diye kendi aralarında konuşan genç hanımefendilere denk geldiğimde “Eyvah!” dedim. Kadınlarla tartışmayı kendime yasaklamış biri olarak sadece sustum.
Arkadaşlar, belanızı arıyorsunuz.
Önceliklerimizi neye göre belirlemeliyiz, bilmiyorum. Bildiğim tek şey şu ki: “Su üzerine yazı yazılmaz.” Saydamlaşan sevdalar arasında yok olup gitmenin anlamı var mı, bilemiyorum.
Statü ve popüler kültür köleliği altında bize dayatılan bu dünya düzeninde ne kadar mutlu olabiliriz, bilemiyorum. Sırf asgari ücretli işte çalışıyor diye kız verilmeyen erkekler var.
Şartlarınız tamamen ev, araba veya meslek üzerine. “Özgür bireyim” başlığı altında ailenin içerisini boşaltma çabası yersizdir. Kadın kadındır, erkek ise erkek. Nasıl fıtraten aynı değilsek adalet ve eşitlik kavramlarını da birbirinden ayırmak gerekiyor.
Daha kız evlenmeden, damadı