Mehmet Can KENAR

Mehmet Can KENAR
@Chaussure
La douleur exquise...
Dr.
Balıkesir, 30 Ekim 1998
58 okur puanı
Kasım 2023 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
İnsan medeniyete kavuşmakla eskisinden daha fazla kan dökücü olmamışsa bile, en azından daha kötü, daha iğrenç bir kan dökücü olduğu kesindir. İnsan eskiden hak uğruna kan döker, bunun için önüne geleni gönül rahatlığıyla temizlerdi; zamanımızda kan dökmeyi iğrenç saydığımız halde bu iğrençlikten kendimizi alamıyoruz, hem de eskisinden daha çok.
Sayfa 26·Kitabı okudu
Mehmet Can KENAR
Tabi bir yandan da eski insanların mı zamanımız insanının mı daha medeni olduğu tartışılmalıdır. Medeniyet tanımını nasıl yapıyoruz? Medeniyet yalnızca teknolojik ilerleme ve maddi zenginlik midir? Ahlak, erdem gibi değerlerin önemini hak ettiği yere koyuyor muyuz medeniyeti tanımlarken?
Reklam
Hey! Kaldırımların üstünde ne güzel bağırılır ve şarkı söylenir; kaldırımların üstünde ne güzel yıldızlara bakılır: Arkadaşlarla ne coşkun kahkahalar fırlatılır ve yalnızken ve ağır ağır yürürken, için için ne güzel ağlanır!
Sayfa 91·Kitabı okudu
Mehmet Can KENAR
Hele yağmurun altında...
Anlam duygusu insanı hayatta tutar
Bir insanı ezip mahvetmek, ona en korkunç katilin bile duyunca titreyeceği kadar ağır bir ceza vermek isteyenlerin, insana yaptığı işin tamamen anlamsız, faydasız olduğu duygusunu vermesi yeterlidir.
Sayfa 26·Kitabı okudu
Mehmet Can KENAR
Hayatın anlamı bazılarına göre para, mal, mevki, şan, şöhret; bazılarına göreyse maneviyatta gizlidir. İlk kısım toprağa girene kadar anlamlıdır, ikinci kısımsa çıktıktan sonra.
Erkekler belalarını, hanımlar ise zindanlarını arıyor.
Abartılmış şeylerin insanı olmak bana artık ağır geliyor. Hayatı anlamlandırma çabamda maalesef kocaman bir “çağ belası” var. Erkekler belalarını, hanımlar ise zindanlarını arıyor. Evlilik tanımı yapılırken nedense aklımda beliren, saf ve sade yuva düzeni olmuştur: İmkan dahilinde, gerekirse en düşük imkânlarda, iki insanın hayat kurması… Ümidimi kaybettim demeyeceğim çünkü kimliğime yakışmaz ama gerçekten merak ediyorum, çok mu önemli? Evlenmek için niyetlenen arkadaşlarımdan duyduğum düğün salonu fiyatları mesela ortalama 300 bin lira. Gerçekten artık buna gerek var mı, bilmiyorum. Yemekler, danslar, halaylar (çok çirkin!), dedikodular ve benzerleri... Sırf insanları eğlendireceğiz diye şaklabanlık yapmaya gerek var mı? O gün tüm günahlar sevap gibi saçma sapan davranmaya gerek var mı? Eşyalar ihtiyaç dahilinde alınamaz mı? Biliyorum, benden önce de birçok kişi bu konu hakkında istida etmiştir. “Eşim zengin olsun, isterse eve gelmesin…” diye kendi aralarında konuşan genç hanımefendilere denk geldiğimde “Eyvah!” dedim. Kadınlarla tartışmayı kendime yasaklamış biri olarak sadece sustum. Arkadaşlar, belanızı arıyorsunuz. Önceliklerimizi neye göre belirlemeliyiz, bilmiyorum. Bildiğim tek şey şu ki: “Su üzerine yazı yazılmaz.” Saydamlaşan sevdalar arasında yok olup gitmenin anlamı var mı, bilemiyorum. Statü ve popüler kültür köleliği altında bize dayatılan bu dünya düzeninde ne kadar mutlu olabiliriz, bilemiyorum. Sırf asgari ücretli işte çalışıyor diye kız verilmeyen erkekler var. Şartlarınız tamamen ev, araba veya meslek üzerine. “Özgür bireyim” başlığı altında ailenin içerisini boşaltma çabası yersizdir. Kadın kadındır, erkek ise erkek. Nasıl fıtraten aynı değilsek adalet ve eşitlik kavramlarını da birbirinden ayırmak gerekiyor. Daha kız evlenmeden, damadı
Mehmet Can KENAR
Hocam kaleminize sağlık. Çoğumuzun içinden geçenleri kaleme dökmüşsünüz. Gerçekten insanların saçma sapan kriterleri var. Fitne fücur, gösteriş budalalığı ile dolu bir hayat... İnsanların çoğunun tek derdi dünya. Ofansif olmak istemem ama bomboş yaşayıp gidiyorlar. Hem bu dünyayı hem diğer dünyamızı mesut geçirebileceğimiz biri olmalı kriterimiz ama bu devirde çevreyi gördükçe insanın ümitleri gün be gün kırılıyor. Rabbim hayırlı birilerini nasip etsin bizim gibi düzgün insan arayanlara.