Seyahat harika bir dopamin tetikleyicidir. Duyularınızı yeni verilerin bombardımanına tutar ve bir dünya insanı olma hedefinize ulaşmak, hatta bir yerde kahvaltı etmek kadar basit bir görevi bile yerine getirmek için bu verileri işlemden geçirmeniz gerekir. Yolculuk planlamak yolda olma hissini öngördüğünüz için dopamini tetikler. Maviyle beyazın buluştuğu mükemmel tropik cennete vardığınızda heyecanla dolarsınız. Fakat birkaç dakika sonra diş firçanızı anyor olursunuz. Ertesi sabah uyanıp nerede olduğunuzu gördüğünüzde yeniden heyecan hissedebilirsiniz. Ama günler geçtikte, yolculuğa çıkmadan önceki kişi olursunuz.
Biz insanlar dikkatimizi dış dünya tarafından harekete geçirilen bir devre yerine, iç dünyamızla harekete geçirdiğimiz bir devreye yöneltebiliriz. Bu yüzden bizler dürtülerimizin güçsüz uşakları değiliz.
Bir kertenkele, yavrusunun yendiğini izliyor olsa bile dünyada bir şeylerin ters gittiğini asla düşünmez. Kendine "dünyada bir şeylerin ters gittiğini” söylemez, çünkü dünyayı olduğundan daha iyi haliyle hayal etmesine yetecek kadar nöronu yoktur. Avcıların olmadığı bir dünya bilmez, böyle bir beklentisi yoktur, bu yüzden beklentilerinin karşılanmamasından dünyayı suçlamaz. Yavrusunu hayatta tutmayı başaramadığı için kendini suçlamaz. İnsanlar ise daha fazlasını bekler ve bu konuda bir şeyler yapar. Bu yüzden başarılarımızın tadına varmak yerine hayal kırıklıklarımıza odaklanırız.
Asla üstün durumda olmamanız gerektiğini söyleyebilirler ama kapıda "önden buyrun" dediğinizde, karşı taraf da aynısını söylerse ve birisi adım atmazsa sonsuza dek o kapı eşiğinde kalabilirsiniz. Belki daha fazla ısrar ederek en son siz geçecek ve üstünlüğü hissedeceksiniz.İşte bu, memeli beyninizin serotonin arayışı.