Hatta Türkçe o kadar zayıfladı ki, dert, gam, keder, gussa, yeis, tasa, mihnet, elem, üzüntü, sıkıntı, endişe, kasvet, nedamet, melal, enduh, füduret, hüzün, hüsran, hicran, ızdırap, inkisar, kabus, hafakan, teessüf, teessür, vehim, buhran, matem, gaile gitti; yerine "stres" geldi.