Yazarlar, çok çeşitli şekillerde yazmalarına rağmen, genelde, eserlerinin yazma süreci iki türlü olur: 1- Tüm hikayeyi-kurguyu bir defada, hızlıca, kesintisiz yazmak ve sonradan bu taslağı sayısız kez düzenlemek. 2- Yazma konusunda cömert olmayıp, alabildiğine cimri davranmak, gün içinde sadece birkaç cümleden birkaç paragrafa kadar değişen aralıklarla yazmak, ama kesinlikle birkaç sayfayı aşmamak..
Robert Musil, işte bu ikinci kategoriye giren yazarlardan. Ne var ki, o, her gün az miktarda yazma cimriliğini öyle bir boyuta taşır ki, yazma eylemini kendisi için neredeyse imkansız kılar. Bitip tükenmeden değiştirilen cümleler, her yeni eklenen cümleyle öncekinin uyumunu gözetmek, yazıyı neredeyse matematiksel bir açıdan ele almak.. Bunu kendisi de dile getirmiştir: Yazmak, bir çeşit formülle, matematiksel kesinliklere göre, bir bilim insanı titizliğiyle yazılmalı. Fakat buradan, Musil'in akademik ve kuru bir dil ile yazdığı anlaşılmasın. O, yazarken yüzlerce farklı versiyonu göz önünde bulundurarak, bu cümlelerin kendi arasındaki uyumuna sadece estetik ve kurgusal bir uyum olarak değil, neredeyse uzamsal-mantıksal bir uyum olarak da bakmıştır. Kelimelerin anlamı ile değil, fonetiği ile de ilgilenir bu anlamda.
Niteliksiz Adam, yazarın yazmak için tüm ömrünü, açlık ve sefalete rağmen adadığı, çok çetin ve okunması güç bir eserdir. Okunmasının güçlüğü, elbette okurundan metne eğilmek için kendisini yormasını, ter dökmesini, anlamaya uğraşmasını beklemekten değil sadece, aynı zamanda yazarın tüm yazma süreci boyunca, yukarıda da anlattığım bilimsel bir roman düşüncesini romana uygulamasındandır.
Roman, Avusturya-Macaristan İmparatorluğunun ve genel olarak imparatorlukların çöktüğü, modernizmi yaşayan bir toplumun ve bireyin ruhsal çalkantılarını merkeze alarak işler.