Sabah ziyaları, yavaş yavaş çözülen taze, semen bu saç demetleri gibi dağılıyor. Ezan sesleri şimdi sustu. Fakat hâlâ ümit ve aşkla dolu göklerde büyük ve ciltli akisleri titriyor: "Ya Hazreti Allah!" Oh, bu bestenin ne nihayetsiz ne lütufkâr bir muhabbeti var!
Senin aşkın denizinin sahilinde küçük taşlarla, su damlacıklarıyla oynayan bir âcizim. Fakat oradan sana "canan, canan" diye nida ederim. Pak ufuklarından "canan, canan" hitabının evvelden ve ahirden münezzeh sonsuz bir aşk ezanı halinde, hüsnünün şerefesinden tekrar edildiğini duyarım. Bir taraftan ay henüz doğuyor. Tatlı lâtif bir aydınlık yüzüme vuruyor. Sarı benizli aşktan solmuş âşıkların yüzü gibi, o da solgun ve onların kalpleri gibi parlak, nurlu.
Geçen gün bir âhla bana kendini haber verdi. Ne olur bu ahtan içebilmek, anlayabilmek için biraz daha kalbim geniş olaydı! Bende onu söyleyecek kudret var mı?
Yalnız küçük pervanenin nefesi çoktan kısılmış ve yanık kanatları, nakışlı göğsü çoktan soğumuştu. O ölmüştü. Sümbül, leylâk kokuları arasında aşk olup gitmişti. Gül, pervanenin, bütün macerasını biliyordu. O kadar büyük bir aşkın yanında böyle küçük bir ölü görmek içine dokundu. Hicranla bütün yapraklarını yere döktü.
Ali Teoman'ın, 5. Haldun Taner Öykü Ödülü'nü paylaştığı Adnan Özyalçıner de Türkan Şoray'ın gölge yazarlığını yapmıştır. Buruk Acı, Buğulu Gözler romanlarıyla ve Dönüş adlı öyküsü Özyalçıner'in kaleminden çıkmış, ayrıca filmi de çekilen Buruk Acı'daki 'Sevmek korkulu rüya, yalnızlık büyük acı' şarkısının sözleri de eşi Sennur Sezer'e aittir