Çiçek Tacı

Çiçek Tacı
@Cicektaci
Aziz Nesin ya da "Marck Obrien"
Neden kendisi tam tersini yapmasın ki düşüncesinden yola çıkarak Türkçe isimleri Amerikalı ismi yapar. Eline bir New York haritası alır yer adlarını da oradan seçtiği isimlerle değiştirir. Tek eksik, romanının yazarına bir isim bulmak kalır ki ona da Marck Obrien'ı yakıştırır. Sadece çeviri roman tefrika ettiğini söyleyen çok satan bir gazeteye götürür: Size Marck Obrien'den çevirdiğim bir roman getirdim, der. - Çok güzel. Kim bu Marck Obrien? - Aaa! Bilmiyor musunuz? Ünlü Marck Obrien yahu! Kitapları bütün dünya dillerine çevrildi. Sonuç, romanı okumaya bile gerek görmeden, tefrikanın kaç gün sürebileceği, tutarsa başka romanlarını ne kadar zamanda çevirebileceği, ne kadar telifi olacağı filan konuşulur, anlaşılır. Yazar hakkında da bir şeyler yazmasını isterler. Eh, Aziz Nesin için bu çok kolaydır: "Marck Obrien'in son şaheseri: Strugglefor Life Amerika'yı yerinden oynatan bu eser bir ayda 4 milyon sattı. Bütün dünya dillerine çevrilen bu kıymetli roman, nihayet 'Hayat Kavgası' adıyla dilimize de çevrilmiştir." Özgeçmişi de şöyledir Obrien'in: "18 çocuklu ailenin en küçük çocuğu. Babası Philadelphia'da bir çiftçi. Oğlunu papaz yapmak istiyor. Küçük Marck, daha 14 yaşında...
Sayfa 40 - Ötüken Kitabiyat
Edebiyat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Saadet-i Hayat
Her insan, hayatın dağdağasından ve ağır tekâlifinden bir derece kurtulmak ve teneffüs etmek için, herhalde bir teselli ister, bir zevki arar ve vahşeti izâle edecek bir ünsiyeti taharri eder. Medeniyet-i insaniye neticesindeki içtimâat-ı ünsiyetkârane, on insanda bir ikisine muvakkat olarak, belki gafletkârane ve sarhoşçasına bir ünsiyet ve bir ülfet ve bir teselli verir. Fakat yüzde sekseni ya dağlarda, derelerde münferid yaşıyor, ya derd-i maişet onu ücra köşelere sevk ediyor, ya musibetler ve ihtiyarlık gibi ahireti düşündüren vasıtalar cihetiyle insanların cemaatlerinden gelen ünsiyetten mahrumdurlar. O hâl onlara ünsiyet verip teselli etmez. İşte böylelerin hakiki tesellisi ve ciddi ünsiyeti ve tatlı zevki, zikir ve fikir vasıtasıyla kalbi işletmek, o ücra köşelerde, o vahşetli dağ ve sıkıntılı derelerde kalbine müteveccih olup "Allah" diyerek kalbi ile ünsiyet edip, o ünsiyet ile, etrafın da vahşetle ona bakan eşyayı ünsiyetkârane tebessüm vaziyetinde düşünüp, "Zikrettiğim Halıkımın hadsiz ibâdı her tarafta bulunduğu gibi, bu vahşetgahında da çokturlar. Ben yalnız değilim, tevahhus manasızdır" diyerek, imanlı bir hayattan ünsiyetli bir zevk alır, saadet-i hayatiye mânâsını anlar, Allah'a şükreder.
Sayfa 429
İnsan ve Hayat
Gerçek Güzellik ve Mutluluk
...bunlar bana büyük bir güzelliği ve nedense eksik bir mutluluğu anlatırdı. Uzun, siyah, örgülü saçları ve dolgun gerdanı, her zamanki gibi dalgın ve güzel, çıplak kolları ve tutku dolu kucaklayışlarıyla o görünürdü, hayatımın kadını. Bana âşıktı ve bir anlık aşkı için tüm hayatımı feda edebilirdim. Gökyüzündeki ay giderek yükselir, parlaklaşır, gölün pırıltısı giderek berraklaşır, gölgeler daha da karanlıklaşır, ışık giderek zayıflar, ben bütün bunlara bakar ve sesleri dinlerdim.Ve o anda bir şey bana onu sevmenin tek nimet olmadığını söylerdi. Yüksekteki dolunaya bakardım, bütün mutluluk ve nimetlerin kaynağı olan O'na yaklaştığımda gerçek güzelliği ve mutluluğu görürdüm ve gözlerimi buruk ama heyecan verici sevinç gözyaşları doldururdu. Yalnızdım; gizemli ihtişamı içinde, soluk mavi gökyüzün de yüksek, belirsiz bir noktada asılı duran ayın parlak küresini kendine doğru çeken tabiat ve değersiz dünyevi tutkularla şimdiden kirletilmiş ama güçlü bir hayali ve sevme gücü bahşedilmiş önemsiz bir solucan olan ben, aynı şeydik.
Sayfa 142
Din
Babam ve Bayan Valahina
Daha sonra babama Madam Valahina ve kızının aralarının iyi olmadığını fark ettiğimi söylediğimde babam: "Evet, cimriliği yüzünden zavallı kıza eziyet çektiriyor" dedi. "Ne kadar da tatlı ve harika bir kadındı! Neden böyle değiştiğini anlayamıyorum" diye ekledi. Sözlerinde arada kan bağı olan birine duyulabilecek olandan çok daha büyük bir ilgi sezdim. "Yanında bir sekreter gördün değil mi? Bir Rus hanımefendisine sekreter tutmak hiç yakışır mı?" dedi öfkeyle yanımdan uzaklaşarak. "Evet, gördüm," diye cevap verdim. "Yakışıklı mı bari?" "Hiç değil" Babam öfkeyle: "Anlaşılmaz, şey!" dedi; bir omzunu kaldırdı ve öksürdü...
Sayfa 79
İnsan ve Duygular
Para ve Üniversite Arkadaşları
Eve vardığımda yeni tanıştığım bu insanları düşündüğüm için uzun süre uyuyamadım. Bir taraftan bilgili, sade, dürüst ve coşkulu oldukları için onlara karşı saygı duyuyordum. Diğer taraftan yakışıksız dış görünüşleri bende tiksinti uyandırıyordu. Bu iki duygu arasında bocalıyordum. Ne kadar istesem de onlarla samimi olmam imkânsızdı. Düşüncelerimiz tamamen farklıydı. Fakat onlarla arkadaş olamamamın başlıca sebebi ceketimin pahalı kumaştan olması, kendi arabam olması ve keten gömlekler giymemdi. Zenginliğimin göstergeleriyle istemeden onları incittiğimi hissediyordum. Kendimi suçlu hissediyordum ve karşılarında bazen kendimi küçültüyor, bazen de isyan ederek kendime aşırı güveniyor, onlarla eşit ve içten bir arkadaşlık başlatamıyordum.
Sayfa 193
İnsan ve Duygular