Yağmurlu bir geceden yazıyorum sana.
İstanbul buz gibi. Yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyor.
Sokaklar ıssız, kaldırım taşları hüzünlü.
Bu şehir bile soğuğuyla içimi titretiyor artık.
Ne yaparsam yapayım, yüreğimi ısıtan bir şey bulamadım.
Şiirlere sarıldım. Kelimelerin beni kurtaracağını düşündüm.
Ama her harf titrek bir yalnızlıkla döküldü parmaklarımdan.
Kitaplara sarıldım, sayfalarında kaybolmayı umdum.
Ama sayfalar bile yabancı geldi bu gece.
Her satır bana unuttuğum bir acıyı hatırlattı.
Dostlarım yanımda sandım, sırtımı dayadım.
Ama yanıldım.
Arkamı döndüğümde hiçbir şey yoktu.
Bir kahkaha yankılandı zihnimde, sahte bir sıcaklık gibi geçti gitti.
Ve o anda fark ettim...
Bu dünyada tek başımayım.
Kendimden başka kimse yok, kimse olmayacak.
Gecenin sessizliği kadar ağır bir yalnızlık çöktü üstüme.
Yağmurun sesi, içimde kopan fırtınaya eşlik etti.
Sokak lambaları karardı, rüzgar içime işledi.
Yine de yazmak istedim.
Ama ilham gelmedi.
Çünkü ilham, acıdan doğar;
Ve ben acıyı bile paylaşacak birini bulamadım.
Yalnızlıkla barışmak istiyorum artık.