Hikmet Benol o kadar yordun ki beni seni okurken... okuyamadım hatta uzun sürdü okumam seni. Tehlikeli oyunlar anlatım biçimi, karakterler, olay örgüsü ya da o kadar kapalı bir anlatımı vardı ki hangisi gerçek hangisi oyun diye çözmek çok yordu. İç konuşmalarının uzunluğu ya da her iki diyalogda bir araya girip kafa seslerinin karışması sonunda gerçekten o diyalog oldu mu diye düşündüm hep yoksa sadece onun kafasında mı vardı bunlar. Bu buhran halinden sonra sonu şaşırtmadı beni bir nevi sonunu önceden gösterdi zaten o umutsuzluk hali ya da istekli görünüp var olmayan isteğini de çevresinin varlığı ama aynı zamanda yokluğuyla bitirdi. Sesini duyurmaya çalıştı bir yerlerde ama ondan da çabuk vazgeçti yok olmayı en başından beri kafasına koymuştu zaten. Hikmet Benol yorulmuştu çünkü.
Okurken bende çok yoruldum...
Ah Diana... okurken birden kitabın içine girip seni ordan çıkarmak, kaçırmak istedim. Küçücük bir çocuğun bunu yaşaması için ne gibi bir neden olabilir ki ? Anne ve babasının bütün öfkesini neden o taşıdı? Her şeye rağmen sevilmek istemesi bunun için öğretmeninin gözünün içine bakması... herkesin her şeyin farkında olup ama ellerinden hiçbir şey gelmemesi ve sonun kaçınılmazlığı. Bazen sadece farkında olmak yetmiyor işte farkında olarak olayı sonuca bağlamak gerekir ve Diana bunun en açık örneği. Geç kalmamak için zamanında yapılmalı yapılması gereken. Çok üzgünüm Diana sana yardım edilemediği için...
Rezonans Kanunu :) herkes tarafından o kadar söylendi o kadar bahsedildi ki okumamak elde değildi. Kitap bildiklernizin daha çok farkına varmanızı sağlıyor bence açık bir dille sade yazılmış içindeki mektup örnekleri de gayet güzel bir katkı sağlamış. İstemenin insan için ne kadar kolay ve ne kadar zorlaştırdığını gösteriyor. İstemek için her hangi bir şeye ihtiyacınız yok sadece isteyin ve bu istek illa ki karşılık bulacaktır
Sürükleyici bir kitaptı bi çırpıda bitti. Cemile ve Danyar'ın sessizce başlayan ve coşan aşklarına şahit olmak ve onların bu serüvenine ortak olmak çok güzeldi