Merhaba değerli okuyucu,
Yazarın ilk kitabını okumuş bulunmaktayım :)
Cemal Süreya'nın, bir röportajda "Dostoyevski okuduğumdan beri o gün bugündür hiç huzurum yoktur." cümlesi geldi aklıma.
Ben de nihayet yazarın üslubunu öğrenmiş oldum.
Dostoyevski'nin bu romanında hepimizin bir parça kendinden bir şeyler bulacağı notlar var.Hem kurgusal ,fikrî notlar barındırırken içinde hem de yazardan gerçek notlar ,gerçek yaşanmışlık notları da içeriyor romanımız.
Yazarın bu kitabında kendi iç çatışmalarını ,yalnızlık ,bunalım, kendini yetersiz hissetme ve özgüven eksikliği gibi pek çok duygu çatışmalarını gerçeklik ve kurgusallık arasında sıkı bir bağlantı kurduğunu görüyoruz.İşte kitabın bu özelliğinden yola çıkarak diyorum ki romandaki o kahramanın yerine kendimizi koyabilmek çok da zor değil.
Romandaki karakter, sürekli yaptıklarıyla ,söyledikleriyle sürekli çelişen, çoğu zaman düşüncesizce şeyler yapıp hemen ardından pişman olacak bir kişiliğe sahip.Yani anlayacağınız düşünmeden ,gösterdiği davranışlar bolca özür dilemesi gereken bir hatalar silsilesi oluşturuyor.Kendi içinde tutarsızlıklarıyla yaptıklarından genel olarak pişmanlık duyuyor. İnsanların, eskiden aynı sınıftaki arkadaşlarının kendisini ezmeye çalışması ,hor ve hâkir görmelerine karşı kendisinin de bulduğu ilk fırsatta başkalarına karşı aynı tavrı sergilemesi dikkatimden kaçmadı.Karşısındaki insanların yanında zayıflığından, acizliğinden içi içini kemiriyor olsa da her daim insanları fikirleriyle,bakışlarıyla yoğun bir etkileme çabasına giriyor ve her daim güçlü,kendinden emin bir kişi olarak gözükmeye çalışıyor.Bunları ne kadar yapmaya çalışsa da tutarsız hareketleri ,iyice saçmalayıp işi daha da berbat etmesine yol açıyor.İşte tam da bu esnada devreye pişmanlığı girer..
Yoğun bir