Rahat bırakılmamıza gerek yok. Aslında arada sırada rahatsız edilmemiz gerek. En son ne zaman gerçekten rahatsız oldun? Önemli bir konuda, gerçek bir konuda?
İnsanlar hiçbir şeyden bahsetmiyor.
Genellikle bir sürü araba veya giysi markası ya da yüzme havuzu firması sayıp, ne güzel diyorlar! Ama hepsi aynı şeyleri söylüyor ve kimse kimseden farklı bir şey söylemiyor.
Günün sonunda bizi öyle yormuş oluyorlar ki yatağa gitmekten veya Eğlence Parkı’na gitmekten, Cam Kırma yerinde pencere camları kırmaktan ya da o büyük çelik toplu Araba Parçalama yerinde araba parçalamaktan başka bir şey yapamıyoruz.
Distopyalar, geleceğe dair karanlık düşünceleri barındırıyor gibi görünse de aslında yazıldığı günün vehmini taşır. Ray Bradbury, televizyonun toplumda nasıl bir bağımlılığa ve iletişimsizliğe yol açacağını öngörmüş ve kısmen haklı çıkmış. Sunuşta, “İnsan ırkının, geleceğin ne getireceğine ilişkin tahminleri dinledikten sonra bambaşka bir şey yapmak gibi bir alışkanlığı vardır” diyor. TV etkisinin yittiği, sanal iletişimin fizikselin yerini almaya başladığı son yirmi yılı düşündüğümüzde bu söz ne kadar da haklı!
Sunuşundan son sözüne kadar her satırı dikkatle okunması gereken bir eser. Okuduktan sonra bir süreliğine hayatınızı sorgulamanıza sebep olabilir, kendinizi yerli yersiz gökyüzüne bakarken bulabilirsiniz.
Girişteki “Çizgili kağıt verirlerse yan çevirip yaz.” kısmından, sayfa sayılarının yana yazılmasına kadar Fahreneit 451, biçim ve özde farklılığı yansıtıyor.