Yılbaşı gecesi işlenen bir cinayet... Tarlabaşı'nın arka sokaklarında bulunan bir erkek cesedi. Öldürülmüş erkeklerin en yakışıklısı, belki de en kötüsü. Karanlık sırların ortaya çıkardığı utanç verici bir gerçek. Gururlarının kurbanı olmuş erkekler, onların hayatlarını yaşamak zorunda olan kadınlar. Bu cinayetler yatağında, bu kötülükler bahçesinde, bu insan eti satılan can pazarında masumiyetini korumaya çalışan bir adam. Bir zamanlar İstanbul'un en gözde yeri olan Beyoğlu'nun hazin hikâyesi. Gerçekten bir Ahmet Ümit klasiği daha mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
En kutsal değer paradır. Evet, aşktan da, cesaretten de, şereften de daha önemlidir. Çünkü para demek, kadın demektir, konforlu bir hayat demektir, daha önemlisi ayakta kalmak demektir, para demek ihtiyaç duyduğunda yetkilileri satın almak, hakiki anlamda güç demektir, parayı kaybeden her şeyi kaybeder.
Kitabın üzerimde bıraktığı etki daha çok taze. Ama eminim ki ne kadar zaman geçerse geçsin aklımda ve kalbimde bıraktığı etki, yaşattığı şok asla silinmeyecek. Livaneli her kitabında bunu nasıl başarıyor bilmiyorum ama insanı okurken kitabın en derinine çekiyor, sayfalar geçtikçe gözünüzden siz bir okuyucu olmaktan çıkıyorsunuz adeta hikayeyi yaşayan, yöneten, izleyen ve hisseden taraf oluyorsunuz. Bitirdiğiniz de ise etkisi uzun yıllar sürecek bir kitaba ev sahipliği yapmış oluyorsunuz. O kadar etkilendim ki nereden başlasam yorumuma bilmiyorum. İnsan bedeninin en tehlikeli organı bence beyin. O kadar mükemmel dizayn edilmiş ki sizi gerçeği yaşatırken hayale inandırabilir, hayale inandırmışken gerçeğe de döndürebilir. Hala keşfedilmemiş o kadar özelliği var beynin bu kitaptan sonra bunu daha da iyi anladım. Konusu: Sakin bir balıkçı köyünde genç bir kadının cinayete kurban gitmesiyle başlar her şey. Dünyadan elini eteğini çekmiş emekli inşaat mühendisi genç, güzel ve meraklı gazeteci kızın tanışmasına bu cinayet vesile olur. Kurguyla gerçeğin karıştığı, duyguların en karanlık, en kuytu bölgelerine girildiği hikaye, daha doğrusu hikaye içinde hikaye de böylece başlar. Modern bir Binbir Gece Masalı’nın kapıları aralanır.
Okumayan varsa hiç düşünmeden alıp başlasın, ne demek istediğimi o zaman anlayacaksınız. Zülfü LivaneliKardeşimin Hikayesi