sadece geçmişte yaşanmış bir savaşı anlatmıyor; bugünün modern dünyasında her şeyini satmaya hazır, güce biat eden sığ kalabalıkların yüzüne vurulmuş en ağır tarihi tokattır. Çiçi Han, esaret altındaki bir yaşamı, sarayların ipeğini ve sahte konforunu reddedip; "Bağımsızlık karakterimizdir" diyerek bozkırın ayazında ölüme yürüyen o ilk eğilmez iradenin çelikten hikayesidir. Kitabı okurken, "Çin'e bağlanalım, rahat yaşayalım" diyen korkak ve menfaatçi zihniyete karşı Çiçi Han’ın tek başına haykırdığı o asil yalnızlığı damarlarınızda hissediyorsunuz. Roman bize açıkça gösteriyor ki; geniş topraklara, unvanlara ve geçici rahatlığa sahip olmak için özgürlüğünü ve karakterini feda edenler, er ya da geç dalkavuk olmaya mahkûmdur. Çiçi Han ise saray bendesi olmaktansa, kendi vahşi hürriyetiyle bozkırda şerefiyle ölmeyi seçecek kadar tavizsizdir