Yazarın yine Eski Türk Tarihinin çeşitli kısımlarını konu alan bir çok kitabından elime ilk geçen bu oldu. Mete Han'ın ölümü sonrasında oğulları arasında geçen taht kavgaları ve elbette boş durmayarak türlü entrikalarla devletin altını oymaya çalışan Çin'in hamleleri etrafında şekillenen bir kitap. Askerlik sürecinde okuduklarımdan ve kitabın nöbetin önemini hatırlatılarak başlaması bu anlamda manidar
Çiçi Han... Atası Mete Han’ın izinden gidip düşler kuran, Hunların yüzünü doğudan batıya çeviren Tanhu. Hun özgür olmalıdır deyip kardeşi gibi Çin’e bağlanmayı onursuzluk sayan Han. Kendi başına buyruk olmasının cezasını bu benim yazgımdır diyerek yine kendisi ödemiş Hun Hakanı
çok uzun soluklu bir roman. yazar o dönemi çok iyi betimlemiş. okurken kurgunun içine dalıp gidiyorsun. çok kalın olmasına ramen kısa bir sürede bitirdim. yazarın çoğu kitabı gibi buda çok akıcı...
Hun imparatorluğunun düşüş yaşadığı zamanları, hun devletinin bölündüğü kardeş kavgalarının yaşandığı dönemi yine destansı bir anlatımla güzel bir şekilde aktarıldığı kitap. Çoğu bölümde ağladığımı hatırlıyorum gerçekten güzel bir kitap.
sadece geçmişte yaşanmış bir savaşı anlatmıyor; bugünün modern dünyasında her şeyini satmaya hazır, güce biat eden sığ kalabalıkların yüzüne vurulmuş en ağır tarihi tokattır. Çiçi Han, esaret altındaki bir yaşamı, sarayların ipeğini ve sahte konforunu reddedip; "Bağımsızlık karakterimizdir" diyerek bozkırın ayazında ölüme yürüyen o ilk eğilmez iradenin çelikten hikayesidir. Kitabı okurken, "Çin'e bağlanalım, rahat yaşayalım" diyen korkak ve menfaatçi zihniyete karşı Çiçi Han’ın tek başına haykırdığı o asil yalnızlığı damarlarınızda hissediyorsunuz. Roman bize açıkça gösteriyor ki; geniş topraklara, unvanlara ve geçici rahatlığa sahip olmak için özgürlüğünü ve karakterini feda edenler, er ya da geç dalkavuk olmaya mahkûmdur. Çiçi Han ise saray bendesi olmaktansa, kendi vahşi hürriyetiyle bozkırda şerefiyle ölmeyi seçecek kadar tavizsizdir
Çiçi Han; büyük idealleri olan; Türklere batıyı öğreten, Avrupa'nın kapılarını gösteren Büyük Hun Hakanı'dır. Büyük Türk Tarihi içinde bilinmezlere karışmıştır. Oysa adı asla unutulmamalıdır.
Bu roman; Hun Hakanı Çiçi Han'ın yaşadığı çağa ışık tutmak üzere hazırlanmış, bilinen tarihe birebir sadık kalınmaya çalışılarak yazılmıştır.
Bir konuya daha dikkat edilmiştir bunlar kaleme alınırken: Kahramanlar da hata yapabilir, onların da zaafları vardır! Tarih; bu hatalardan ders alınmadığı için tekerrür edip durmaktadır.
Okurken, olayların bir kısmını bugüne taşımanızı, öz yargınızla bağlantılar kurarak değerlendirmenizi öneriyorum.
Bana göre daha öncesini olduğunu düşünsem de belgelere göre Türk Tarihi'nin ilk bağımsızlık savaşını veren Türk Kağanı... Abisinin Çin'e boyun eğmesine karşın elinde kılıcıyla uçmağa gitmeyi yeğleyen gerçek tarihten alınmış bir kahramanın romanı...
Yazarı Hüseyin Nihal Atsız ve Cengiz Aytmatov gibi isimlerden etkilenmiş. Onlardan aldığı bu bayrağı taşımak niyetinde olan yazarımız kitaba bozkır hayatını ve eski Türk tarihinde ki töreleri, ilişkileri işlemiş. Çin ve kardeş kavgasının egemen olduğu ortamda hırsının veziri-rezili olan bir yiğit okuyacağız... yazarın daha başarılı kitapları mevcut.
Çici Han adını bilmenizde ve onu okumanızda fayda var. Kardeşinin ihanetine şahit olacaksınız. Çin'le nasıl mücadele ettiğini öğreneceksiniz. Hunların batıya göçünün yolunu açan Hun Hakan'ına tanık olacaksınız. Börülerin fedakarlıklarını okuyacaksınız. Mükemmel bir eser. Okumanızı tavsiye ederim.
"Küçümseme!
Kızma!
Küsme!
Kimin ne olacağı, kimin kime ne zaman muhtaç olacağı belli olmaz.
Durmadan çalış!
Bu obadan daha çok Kartal Savaşçısı da çıkar... Börü* de..."
*kurt
Kitap öz türkçe dilene yakın yazılmış
Bazı kelimelerin kökünü kullanarak değişik bir üslup kullanılmış.
Normalde cümlelerde sır yerine
giz tutumaz şeklinde kullanım var.
Günümüzde de meselâ giz kelimesi
giz-olan
değişerek gizli kelimesine dönmüş
Öğüt verici ve eski türk kültürünü anlatan bir kitap
Okunması gerekli olan tarihi bir kitap
Çiçi HanAhmet Haldun Terzioğlu · Panama Yayınları · 2016508 okunma
1960 yılında, Trabzon, Beşikdüzü İlçesi, Takazlı Köyü'nde doğdu.
Atatürk Üniversitesi, Ziraat Fakültesi Mezunudur. Ayrıca Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi'ni bitirmiştir.
Devlet memuru olarak Türkiye'nin hemen her bölgesinde; doğudan batıya, kuzeyden güneye görev yapmış ve 2006 yılında hizmet süresi dolar dolmaz, kendi isteği ile emekli olmuştur. Evli ve iki çocuk babasıdır.
Edebiyat hayatı tarım konularında broşürler hazırlayarak ve makaleler yazarak başlamıştır. Bir dönem mesleki bir derginin yayın kurulunda görev almış ve köşesinde sürekli makaleler yazmıştır. Kısa bir dönem derginin editörlüğünü yürütmüştür.
Bazı kurum, kuruluş, siyasi parti ve kişiler için özel çalışmalar yapmış, yazıları, fikirleri, projeleri, hazırladığı afişler ve sloganları kullanılmıştır. Pek çok dergi ve kitapların düzenlemesinde ve çıkarılmasında katkı sağlamıştır.
Çeşitli kurum ve kuruluşlar için tanıtıcı film senaryosu yazmış, bunların hazırlanmasına katkıda bulunmuştur.
İlgi alanını Türk Tarihi ve Mitolojisi üzerine yönlendiren yazarın iki adet yayınlanmış mitolojik romanı bulunmaktadır. (Gök Tanrı'nın Çocukları ve Oğuz Han)
2006 IV. Gila Kohen Öykü Yarışmasında, "Veresiye defteri" isimli öyküsü yayınlanmaya layık bulunmuş ve hazırlanan kitapta yer almıştır.
2007 Yılı Mustafa Necati Sepetçioğlu Tarihi Roman Yarışmasında "Alp Er Tunga" İsimli Mitolojik Romanı ile Birincilik Ödülüne layık görülmüştür.
2008 Yılında Gelir İdaresi Başkalığı'nın düzenlediği, Vergi konulu Tiyatro yarışmasında, Çocuk Oyunu Dalında "Karınca Kararınca" isimli oyunu ile ikincilik ödülü almıştır. Oyunu yayınlanmış ve sahnelenmiştir.
2008 İLESAM "Esere ve Emeğe Saygı" Öykü yarışmasında "Gitti Hatıralarım" isimli öyküsü mansiyon kazanmıştır.
Daha birçok edebi yarışmada ödülleri bulunmaktadır.