-En azından ben elma değilim.
-Evet, öylesin.
-Hayır değilim.
-Evet.
-Lütfen şunu söylemeyi keser misin?
-Ne diye kesecekmişim ki?
-Benim duygularıma önem verdiğini göstermek için.
-Doppler bunu düşündü. Önem vermek iyidir. Bunu okula gittiği günlerden hatırlıyordu. İyi bir argümandı.
-Tamam o zaman, dedi, senin için bu kadar önemliyse.
-Teşekkürler.
Doppler, iki dünyanın da en iyi yanlarına sahip olduğunu düşündü. Bütün gün dışarıdaydı ve akşamları da sıcacık insanların, yumuşacık bir yatağın olduğu mavi eve dönebiliyordu.
İnsanın birbirine söyleyemediği her şey, bir düzene sokamadığı tonlarca düşünce, işte bu yüzden akıntıya kapılıp beynimizin içinden hiç durmaksızın akan ırmağın dibine bir balçık tabakası seriliveriyor.
Hayvanların ismi yoktur, bu tabiata aykırı. Hayvan hayvandır, içgüdülerinin yap dediğini yapar. İsim kafa karıştırır ve her şeyi birbirine sokar. Arkadaşım lafları falan da tam bir saçmalık. Bu senin ilişkiye yüklediğin bir şey, sırf buna ihtiyacın var diye.