"İnsan," diyordu, "bunca kötülüğe rağmen hayatı nasıl sever? Sevgi başlı başına insiyaki dürtülerin, Yaradan'ın doğuştan verdiği vasıfların kaçınılmaz bir sonucu muydu yoksa?"
Öngörülmüş bir felaket, sonunda başımıza geldiğinde, beklemediğimiz bir felaketten on defa, yüz defa daha ağır gelir. Korktuğumuz zamanlarda onu önceden yaşamışızdır; başımıza geldiğinde de, bu geçmiş acılar şimdikilere eklenir ve hepsi birlikte katlanılmaz bir azap yumağı oluşturur.