Söylesenize, dünyada kim kimi anlıyor? Kim kimin ellerine, gözlerine değil de gönlüne, yüreğine dokunuyor. Dokunabiliyor mu? Dokunamıyorsa şayet, bu dünya bir cehennem değilse nedir?
Elbet her şey değişimin bir parçasıydı; günün açılması, gecenin dürülmesi, baharın müjdesi, güzün izah edilemeyen hüznü, hepsi ama hepsi bir değişimdi, sancıydı; ruhun dönüşümü ve inkişafıydı. Sabahın ilk ışıkları yeni bir heyecan demekti, yeni bir hayat, yeni keşifler demekti.
Bir insanın size verebileceği en kıymetli şey, "çabası" dır. Sizi mutlu etme çabası, üzmeme çabası, kırdıysa tamir etme çabası, size ulaşma çabası veyahut ilişkisini kurtarma çabası...
Ne diyordu şair;
"Telafi edilemeyecek şeyler yaşamadık, ben senin çabasızlığına kırgınım"