Çılga Kaplan

O zaman uyandı zihnim, aydınlandı zafere giden yol gözlerimin önünde. Sadece kaba güçle kazanılmazdı savaş. Zekâ çok daha üstündü kaba güçten ve öfkeden.
Reklam
İktidarı tümüyle ele geçirmeden zaferden söz edilemez. Lakin zafer de tek savaşla kazanılmaz; kutsal taca kavuşmak, tanrısal tahta oturmak, yeryüzünün ve gökyüzünün hükümdarı olmak için sadece titanların kralını yenmek yetmez. Doğrudur, kimse muhteşem bir alın yazısıyla ödüllendirmedi beni; doğrudur, kimse altın tepside sunmadı İktidarı bana. Dişimle tırnağımla, aklımla cesaretimle, sabrımla ve azmimle kazandım bu yüce makamı.
Babasının gölgesinde yaşayan çocuklar asla büyümezler. Babasına muhtaç olanlar asla özgür olamazlar.
Ve onlardan üreyen mahlukat bu cennette mutluluk içinde yaşayacakken Uranos kendi dölünden toprağa düşenleri beğenmedi. Çocuklarını, güçlü ellerinin üzerinde güneşe kaldıracakken, onları toprağın derinliklerine gömdü. En çok annemizin annesi Gaia üzüldü buna. En çok o hayal kırıklığına uğradı. Görkemli evlatlarından nasıl utanç duyardı kocası? Bir dişi için sevgiliden daha önemli bir varlık varsa o da çocuklarıydı. Çirkinmiş, sevimsizmiş, ucubeymiş aldırmazdı. Ve bir seçim yapmak gerekirse kocasıyla evlatları arasında, üstelik haksızsa çocuklarının babası, hiç tereddüt etmeden bedeninden doğanları seçerdi.
Evet, önce karanlık vardı; ucu bucağı olmayan, başı sonu belirlenemeyen, hiçbir kıyıya ulaşmayan, herkesi, her şeyi, hepimizi sarıp sarmalayan sonsuz bir karanlık. Hayat, işte bu sonsuzlukta çalkalanırdı. Demek ki kadim ve kaim olan bu sonsuz karanlıktı. Güneş büyüklüğünde bulutlar gezinirdi ki, onlar sarı, kırmızı, mavi ve yeşildiler; dünyalar birbirine girerdi ki, güzel yüzlü tanrılar doğardı bu çarpışmalardan; yıldız büyüklüğünde patlamalar olurdu ki, öfke dolu bir haykırış asılı kalırdı kalbinde.
Reklam