Olbia

Olbia
@Cimbomizm
11 okur puanı
Temmuz 2018 tarihinde katıldı
Puan vermedi·111 syf.··
2018 16. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 03 Eylül 2018 03:02
''anam ölmüş bugün. Belki de dün bilmiyorum.'' cümlesiyle başlıyor eser. Bu başlangıç cümlesi sizce de çok acayip ve ilgi çekici değil mi? Daha ilk cümleden okuyucu etkilemeyi başarıyor kitap. Toplum normlarını hiçe sayan, tabuları yıkan, topluma yabancı isimsiz bir karakterdir mösyö Meursault. Bir simge değil, adı olmayan marjinal bir karakterdir. Adı yoktur ama karakterin hayat felsefesi sizi derin düşüncelere sevkeder, kendisini kolay kolay unutamazsınız. İşte bu kitap da Meursault karakterinin başından geçen hikayeyi anlatıyor. Karakter o kadar vurdumduymaz ki bu durum başına büyük belalar açıyor. Heyy! Siz o'nu sakın tembel olduğu veya akılsız olduğu için vurdumduymaz sanmayın. Bilakis Hayatın acı gerçeklerini kavraya bilmiş olmasıyla bağlantılı bu durum. Okurken Meursault'a çok kızdığınız ve hak verdiğiniz zamanlar oluyor. Bir insan annesi öldükten bir gün sonra nasıl ilişki yaşayabilir? İşte Meursault o kadar topluma aykırı bir insan ki, o bunu yapıyor. Durun durun! Bu duruma sinirlenip okumaktan vazgeçmeyin kitabı. Çünkü Meursault, kötü bir insan olduğu için yapmıyor bunu. ''Absürdizm'' düşüncesini benimsemiş bir insan o, o'na göre hayatta birçok şey anlamsız. Sizi temin ederim ki, Görüp göreceğiniz en ilginç karakterlerden biridir kendisi. O'nu uzun yıllar unutamayacaksınız ve sizi derin düşüncelerle baş başa bırakacak. İşte bu harika karakterle tanışma fırsatını size Albert camus'nün, yabancı kitabı sunuyor. Herkese iyi okumalar.
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137bin okunma
Reklam
Puan vermedi·134 syf.··
2018 9. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2018 23:46
Eserin isminden de anlaşıldığı üzere Kızılderililere yapılan soykırımı anlatan bir kitap. Ama ne yazık ki popüler kitaplardan başımızı kaldırmadığımız için ve çoğunluğa göre dikkat çekici bir konusu olmadığından dolayı neredeyse hiç ilgi görmeyen yapıtlar arasında kendine yer edinmiş. Bu da bizlerin ayıbı olsun. Her şey Osmanlı imparatorluğunun Dünya'ya hükmetmeye başladığı dönemlerde, Kristof Kolomb isimli seyyahın 1492 yılında Atlantik okyanusunu aşarak Amerika kıtasını keşfetmesi ile başlıyor. Osmanlı'nın en güçlü devlet konumunda olması batıların emperyalist düzenine büyük rahatsızlık veriyordu. İşte bu zamanlarda Amerika kıtasının keşfedilmesi batılılar için emperyalist düzenlerine biçilmiş kaftandı. Osmanlı'nın büyük gücünden dolayı Dünya üzerinde istedikleri gibi at koşturamayan batılılar, yeni keşfedilen Amerika kıtası halkına her türlü vahşi eziyeti yaptı. Yerli halkın malını mülkünü yıllarca yağmaladılar, milyonlarca yerliyi ve Kızılderiliyi katlettiler. Hem de bebek kadın demeden. O kadar kötü işkence yaptılar ki, daha anne kucağında bebekleri alıp kim daha uzağa fırlatacak yarışı yapacak kadar. Anlayacağınız insanın tasavvur etmekte zorlanacağı kadar. Kötü düşünceleri o kadar ihtiraslıydı ki bitmek tükenmek bilmedi. Dünya'nın bilinen en büyük soykırımdır, Kızılderili katliamı. Yaklaşık 100 milyon Kızılderili türlü işkence ile katledilmiştir. Üstelik bu batıların yaptığı ne ilk soykırımdı, ne de son! Ama abd ve batı ülkeleri bizim yaptığımız Ermeni tehcirine utanmadan sıkılmadan soykırım demekten geri kalmıyorlar. Kızılderili soykırımını; Osmanlı, Türkler, veya Müslümanlar yapmış olsaydı asla ama asla unutulmazdı. Fakat, söz konusu bizim medeni batımız olunca unutuluyor ve cezasız kalıyor. Kızılderili katliamını biliyordum; ama bu kadar detayılı
Kızılderili KatliamıBartolomé de Las Casas · Babıali Kültür Yayıncılığı · 2005885 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2018 8. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2018 01:55
Herkesin okuması gereken bir George Orwell başyapıtı diyebilirim. Bir solukta okunacak kısa bir kitap olsa da birçok kalın kitaptan daha anlamlı olduğunu söylemek oldukça doğru bir yaklaşım olacaktır. Kitap, her ne kadar dönemin Rusyasını, Stalin ve saz arkadaşlarını eleştirel mizahla anlatıyor gibi gözükse de içinde farklı anlamlar barındırıyor. Kitabı okuduktan sonra tarafsız bir şekilde zamane insanlarını, bu insanların taraflı düşüncelerini ve yönetilen toplum biçimlerini kitap ile mukayese ederseniz, ilk bakışta çocuk öyküsü gibi gözüken kitap size çok daha anlamlı gelecektir. (UFAK TEFEK SPOİLER İÇERİR) Çoğu çiftlikte; Sıkıntılar, çıkarcılar, dini kullananlar, çiftliklik sakinlerinin sevgisini kazanmış baş figürleri kötü emellerine alet edenler, ırkçılar, despotlar mevcuttur. Tıpkı hayvan çiftliği, fooxwood ve pinchfield çiftliğinde olduğu gibi. Bu çiftliklerde; Düzen, saygı, sevgi ve eşitlik isteyen iyi hayvanlar da vardır. Söz konusu iyi hayvanlar, önderlerini ve sistemlerini eleştirir çözüm yolları ararlar. Fakat, sabit fikirli hayvanlar da vardır, nefretleri o kadar fazladır ki sadece önderlerini eleştirir ve çözüm yolu üretmezler. Bu doğrultuda her yol mübahtır onlar için. Daha önce denenmiş, başarılı olamamış, halkı kutuplaştırmış çiftliğin eski önderi olan ''Bay Jones'' gibilerinin yeni önderleri olmasını isterler, kendi ideolojilerini tatmin etmek için. Çiftliklerde kutuplaşmış her kesimin ''Squealer'' misyonu üstlenen hayvanları vardır. Mevcut önder de tıpkı Napoleon gibi Jonesciklerin bıraktığı kötü izlenimin sefasını sürer. Hayvanlar, hafif isyan edecek olursa da Napoleon ve Squealer misyonunu üstlenenler, ''Yoldaşlar yoldaşlar! Geçmiş kötü düzeni, Jones ve Jonescilerin geri gelmesini istemezsiniz heralde!'' gibi cümlelerle daha başlamamış isyanı
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,1bin okunma