Bu kadar korkunç olayları, böylesine doğal bir şeymişçesine anlattığı için demeliyim, insan bu zayıf kadının durgun, ifadesiz bir yüzle sakince anlattığı olayları önce algılayamıyor, onun sükunetine ve herşeyi sıradanlaştıran sesine kapılıyor, sonradan düşününce ürperiyor demeliyim.
Belki de kendini kaptırıp bu olayları tekrar yaşamak istemedigi için oluyordur bu, zihninin kuytu bir köşesine gömdüğü anılarla dolu o kirli sandığın kapağını aralamak istemiyordur. Bu olayları başka birinin başından geçmiş gibi duygusuz bir tavırla hikaye etmesi bundandır.
Melek Tavus'un diger meleklerden farkını sorma cesaretini gösteriyorum. Çünkü diyor, hem iyiligi hem kötülüğü barındırıyor, aynen insan gibi. Her insanın içinde iyi ve kötü, yan yana durur. Hangisini beslersen o galip gelir.
Sevişirken iç içe geçen, solukları karışan, birbirine en yakın hale gelen insanların, sonradan bu kadar yabancılaşmasına, hatta can yakmaya çalışmasına hep hayret etmişimdir. Once en büyük haz, sonra en büyük can yakma, ne tuhaf.