Bunun üzerine çevreme bakındığımda ve öylesine dost olduğum bu odayı, Lotte'nin giysilerini, Albert'in yazışmalarını ve mobilyaları gördüğümde, kendi kendime şunu sordum: Peki senin bu evdeki yerin nedir eninde sonunda? Gerçi arkadaşların sana saygı duyuyor! Çoğu zaman sevinç veriyorsun onlara ve yine de - buradan ayrılsan, çevrelerinden çıkıp gitsen? Seni yitirdikleri için yazgılarında bir boşluk duyarlar mı acaba? Ne zamana kadar duyarlar? - Ah, insan işte bu denli fani bir varlık; tam da varoluşundan hiçbir kuşku duymadığı, mevcudiyetini gerçekten duyumsadığı tek yerde bile, sevdiklerinin hatıralarında, onların ruhlarında bile yitip yok olmaktadır, hem de o denli çabuk!