Bir zamanlar elmas gerdanlıklar gibi ışıl ışıl parıldayan şehir, şimdi buzlu camdan bir kubbenin altında donup kalmış. Gökyüzü kefen gibi beyaz, güneş hayalet gibi silik. Boğaz'ın suyu kapkara. Dallar bir türlü tomurcuklanmıyor. Haşarı bir veledin kavanoza hapsettiği sinekler gibiyiz, cama kafamızla vurup bir nefeslik delik açmaya çalışyoruz...
Hep öyle olurdu. Sen, elimdekiler gitmesin diye çırpındıkça inadına giderdi onlar; buna gitmezse şuna, şuna gitmezse ona giderdi, ama ille de giderdi. Ve onlarla birlikte başka şeyler ... Sende durup durdukları halde kıymetleri giderdi mesela, önemleri giderdi, hayatında tuttukları güzel yerler giderdi... Ve gene başka şeyler ... Senin gençliğin giderdi mesela, sağlığın giderdi, huzurun giderdi, zaman geçtikçe kocayıp hastalanırdın ve kurtulma ümidin giderdi; bir de bakardın, yığıp biriktirdiklerinin hiçbiri senin değilmiş ... Bir bakardın ki, sen onların hiçbir şeyi değilmişsin ama onlar senin sahibinmiş ...