Bir konser salonu, sanki içeride bir grup hayalet müzisyen varmış ve aceleyle müzik yapıyorlarmış gibi makine sesine benzeyen hızlı bir melodiyi hafif hafif yayıyordu.
Kalabalığın yansıttığı keyif ve refah atmosferi belki güzel kıyafetlerden, belki de bir unutkanlık ortamından henüz çıkmış olmalarından kaynaklanıyordu.
Yakınlarda bir yerde, aydınlık ve karanlığın iç içe geçtiği bir parkta, kronik bir hüzün hali sergileyen bir avuç ıslak ve avare insan bankların arasına dağılmıştı.
Üzgün kadının değişik bir suratı vardı. Gülüşü gülüş gibi değildi. Daha ziyade, kendini rahat hissettiği anlarda yüzüne alaycı bir tebessümü andıran karanlık bir ifade oturuyor, sanki birisi acımasız işaretparmağıyla ağzının çevresine asla silinemeyecek çizgiler çizmiş gibi görünüyordu.
Maggie, atölyedeki kır saçlı kadınlardan bazılarını merakla izledi. İşlerinin üzerine eğilmiş kafaları, kızlık çağlarının uydurma ya da gerçek mutluluk hikâyeleri, geçmişteki sarhoşlukları, evdeki bebekleri ve ödenmeyen ücretleriyle, dikiş diken ve çok üreten basit birer mekanik düzenekten ibarettir.