E.Ş

O esnada genç kız, ocaktan dümencinin suratına yansıyan ölgün ışığın altında, onun sert ifadesinde umutsuzluk ile iradenin mücadele ettiğini anladı. Yanına gidip ellerini tuttu ve şefkatle sıktı. Penellan tekrar cesaret bulduğunu hissetti.
Sayfa 57·Kitabı okudu
1000k
Reklam
Jean Cornbutte sahili takip ederek kuzeye doğru ilerledi. Yürüyüşçülerin adımları bu mukavemetli buzun üzerinde hiç iz bırakmıyordu. Bu yüzden, Jean Cornbutte, uzakta seçtiği kılavuz noktaları yardımıyla yönünü bulmaya mecbur oldu; kâh sivri doruklarla dolu bir tepede kâh basınç yüzünden düzlüğün üzerinde yükselmiş muazzam bir buzul parçasının üstünde yürüyordu.
Sayfa 47·Kitabı okudu
1000k
22 Ekim’de, kaptanın tahminlerine uygun olarak, ısıda ani bir değişiklik baş gösterdi. Gökyüzü bulutlardan temizlendi, yıldızlar ışıl Işıl oldu, on beş gün kadar gözden kaybolmayacak olan ay ufkun üstünde parıldamaya başladı. Termometreye göre ısı sıfırın altında yirmi beş dereceye düşmüştü. Ertesi gün yola çıkma kararı alındı.
Sayfa 46·Kitabı okudu
1000k
Korkusuz Kız birkaç gün daha, baş edilmez engellerle cebelleşti. Mürettebatın elinden testereler neredeyse hiç düşmediği gibi, yolu kesen devasa buz kütlelerini parçalamak için de sık sık barut kullanmak zorunda kaldılar.
Sayfa 31·Kitabı okudu
1000k
Gemi ilk defa, hiçbir geçit sunmayan ve en azından bir mil genişlikteki bir buzul tabakasının önünde durdu. Dolayısıyla, buzu kesmek için testereleri kullanmaları gerekti. Penellan, Aupic, Gradlin ve Turquiette, geminin dış kısmına yerleştirilmiş olan bu testereleri çalıştırmakla görevlendirildiler. Kesme işlemi, akıntının tabakadan kopan buz parçalarını sürükleyip götürülebileceği şekilde yapıldı. Hep birlikte çalışan mürettebat bu işe yaklaşık yirmi saatini verdi. Adamlar buzun üstünde durmakta büyük güçlük çekiyorlar, sık sık yarı bellerine kadar suya girmek zorunda kalıyorlardı, fok derisinden giysileri onları ıslanmaktan pek az koruyabiliyordu.
Sayfa 29·Kitabı okudu
1000k
Reklam