Gönlümde tek bulut yoktu, tek rahatsızlık duygusu, düşüncelerimin eriştiği ölçüde, gerçekleşmemiş tek arzu ya da heves yoktu. Gözlerim açık yatıyor, benliğimden sıyrılmış bir halde kendimden uzaklarda olmanın sefasını sürüyordum.
Hayaller, hülyalar! Kendi kendime: "Şimdi yemek yersem kafam tekrar karışır, beynimi o eski ateş basar; çılgın esintilerle uğraş işin yoksa!" dedim. Midem yemek kaldırmıyordu. Bünye meselesi; bir başkalığım, bir özelliğimdi bu benim.
Ne diye tasa çekiyordum sanki: ne tıkınacağımı, ne içeceğimi, fani vücut dedikleri bu rezil solucan torbasını hangi çullara bürüyeceğimi düşünerek ne diye tasa çekiyordum?
Yüzyıllık ormanın derinliklerinden de, suyun ölümsüz diplerinden de aynı ses yükselir: "Benim seninle işim yok," der insana; "ben egemenim, sen ise ölmemek için çabala dur!"
"birden yatakta uyandım, Nobel Ödülü'nü alanlara her zaman aynı otelde aynı odayı verdiklerini hatırladım. Düşündüm, 'Rudyard Kipling de bu yatakta yattı, Thomas Mann, Neruda, Asturias, Faulkner.' Dehşete düştüm, sonunda gidip koltukta uyudum."
Sayfa 457 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu