İYİ evler, İYİ arabalar, İYİ giysiler, İYİ sofralar, İYİ makamlar...
Bu iyilerden mi söz ediyordu acaba Seneca? Ona göre İYİ neydi? Mesela iyi evler hakkında ne düşünüyordu: "Samandan bir dam hür insanları barındırırdı; şimdi mermer ve altın tavanlar altında bir köle sürüsü yaşıyor!"
Tuhaf!
Gerçi sevmezsiniz, ama sizden mücadele etmeniz istenir. Bazen sevmediğiniz bir şey sizin için hayır olabilir ve sevdiğiniz bir şey sizin için şer olabilir. Muhakkak ki Allah bilir, siz bilmezsiniz.(Bakara 216)
Hadis-i şerif, bize her hâlükârda (kıyamet koparken bile) dünyevi işlerimizi aynı ritim ve iştiyakla yapmayı sürdürmeye değil, fidan dikmeyi namaz kılmak hâline getirmiş, sadece fidan dikmeyi değil, her "sıradan" , "gündelik", "dünyalık" işini namaza çevirmiş bir kimsenin ruh seviyesine davet ediyor. Dünyevi işin olmadığı bir seviyedir bu.
Namazda selam verilince namazdan çıkılır, malum. Ariflerin namazından ise selamla da çıkılmaz. Belki bir namazdan bir başka namaza, mesela fidan dikim namazına geçilir. Fidan dikim namazı esnasında da kıyamet bile kopsa namaz bozulmaz, tamamlanır.
Arada bir kendimize sormalıyız: Son üç ayımızın içine girmiş olsaydık, hayatımızı hâlâ aynı işlerle doldurarak yaşamayı sürdürür müydük? Aynı insanlarla görüşmeyi, aynı kitapları okumayı, aynı hobileri sürdürür müydük? Yapageldiğimiz işleri aynı biçimde mi yapardık?
Mesela son derece kısıtlı vakitlerimizi, özellikle ne yapmak için ayırmayı tercih ederdik. İbadet hayatımızın ritmi, Allah'la münasebetimizin kıvamı bir anda başkalaşır mıydı? Dünya turuna mı çıkardık yoksa umreye gider ve son nefesi bırakmayı orada mı beklerdik?