Nadan bir dünya bu. Kalbimiz inciniyor, fark etmiyoruz.Fark ediyoruz, “Bir şey eksik diyoruz,” ama o eksikliğin adını koyamıyoruz ve “Daha iyisini alsam acaba geçer mi?”diyerek tekrar maddeye dönüyoruz. Böylece uçurum büyüyor, boşluk iyice açılıyor.
Bir İstanbul kızı, “Nefes sayılı, boş laf konuşacağına salavat getir,” diyor. Şikayet, beşeri bir hal. Zaman zaman yakın dostlar arasında, “bu dünyanın çivisi çıktı” muhabbetine denk geliyoruz, yer yer haklı da bir serzeniş fakat her gün, her an bu duyguda olmak, her şeye karşı şikayetçi bir tutum takınmak borçlarınızı, kulluğunuzu ifa edememek anlamına geliyor. Kendimizle alakadar olmak zorundayız.
Az paranda olsa çok paranda olsa ihtiyaçların bütçene göredir!
Yiyecek bulamayan birinin yapabileceği en akıllıca şey oruç tutmaktır. Siddhartha oruç tutmasını öğrenmeseydi, senin ya da bir başkasının yanında mutlaka iş bulup çalışacaktı bugün, açlık buna zorlayacaktı onu. Ama oruç tutabildiğine göre rahatlıkla bekleyebilir, sabırsızlık diye bir şey bilmez, sıkıntı çekmezdi hiç; açlık denen şey isterse uzun zaman çullansın başına, o yine gülüp geçer. İşte buna yarar oruç, efendim.”