Canan Bostan

Canan Bostan
Mavi,deniz gökyüzü aşığı.
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 11:39
Jonathan Landry’nin hikâyesi, tam da modern hayatın ortasında sıkışıp kalmış birçok insanın aynası gibi. İşinde mutsuz, ailesine ve hayatına odaklanamayan, yoğun tempoda koşarken ilişkileri parçalanan, boşanma aşamasında bir adam. Bir gün annesinden gelen o telefon her şeyi değiştiriyor ve kuzeni Julian Mantle’ın (Ferrari’sini satan kişi olduğu için bilinen efsanevi bilge, avukatlığı bırakıp Himalayalar’a giden ) gizli mirası devreye giriyor. Bu noktadan sonra hikâye bir “bulmaca”ya dönüşüyor. Jonathan, Julian’ın bıraktığı mektupları ve tılsımları bulmak için dünyanın farklı şehirlerine yönlendiriliyor. Her tılsım, Jonathan’a yeni bir şey eklemekten çok, onda zaten var olan ama unutulmuş bir yönü yeniden hatırlatıyor. Yol ilerledikçe hikâye basit bir miras takibinden çıkıp, bir dönüşüm hikâyesine evriliyor. Jonathan’ın yolculuğu tamamlandığında, aslında topladığı şey tılsımlar değil; kendi dağılmış benliğinin parçalarıdır. Robin Sharma ’yı severek okuma nedenim; zihni toparlayan netlik dili sunması, karmaşık düşünceleri sadeleştirerek yön hissi vermesi, zaten bildiğim ama günlük hayat içinde unuttuğum değerleri yeniden hatırlatması, insana “yeniden başlayabilirim” duygusu vermesi, kontrol ve düzen ihtiyacına karşılık sunması ve tüm bunları yaparken umutlu ve uygulanabilir bir yaşam dili kurması olarak söyleyebilirim. Bu yönüyle kitabı keyifle okudum.
Ferrari'sini Satan Bilge'nin Gizli MektuplarıRobin Sharma · Pegasus Yayınları · 2015608 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 11:51
Ermiş ,klasik bir olay örgüsüne sahip bir roman değil. Hikâye, 12 yıldır yaşadığı Orphalese şehrinden ayrılmak üzere olan bilge El Mustafa’nın, halkın hayatın en temel meselelerine dair sorularını cevaplaması üzerine kurulu. Toplam 26 şiirsel yanıt var ve her biri ayrı bir başlık :aşk, evlilik, özgürlük, çalışma, acı, sevinç, ölüm… Ama bu kitabı bir hikâye gibi okumadım .Bir olay örgüsü yok; daha çok bir vedanın içinde açılan uzun bir iç konuşma gibi. El Mustafa konuşuyor, şehir halkı soruyor, sen arada kendi iç sesini yakalıyorsun. 1923’te yazılmış olmasına rağmen bugün hâlâ okunmasının nedeni de bu zaten. Zamansız. Çünkü anlattığı şey zamanla değişmiyor: insanın kendisi. Aşkın biçimi değişiyor ama yükü aynı kalıyor. Acının adı değişiyor ama hissi aynı. Özgürlük kelimesi büyüyor ama içindeki çatışma aynı. Bence Ermiş ‘i özel yapan şey, net cevaplar vermemesi. Öğretmeye çalışmıyor, yönlendirmiyor. Sadece bir pencere açıyor ve oradan bakıp bakmamak sana kalıyor. Bu yüzden hâlâ çok sevildiğini düşünüyorum ;çünkü bize yeni bir şey söylemiyor, zaten bildiğimiz ama hayatın içinde unuttuğumuz şeyleri hatırlatıyor.Keyifli okumalar!
ErmişHalil Cibran · İthaki Yayınları · 202085,4bin okunma
9/10
·517 syf.··
Beğendi
·
2026 42. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 13:18
Martin Eden ,benim için bir başarı öyküsünden ziyade, insanın kendine karşı verdiği o uzun ve yorucu savaşın romanı. Martin’in kitaplara sığınması,yaşadığı yoksulluğa rağmen ideallerinin ,hayallerinin peşinde kendini var etmek için gösterdiği o müthiş inat ve her reddedilişte yeniden ayağa kalkışına kesinlikle hayranlık duydum. Ancak hikaye ilerledikçe asıl meselenin zirveye ulaşmak değil, o yolda yürürken neye dönüştüğümüzü görmek yaralayıcıydı. Bazen hayallerimize öyle bir körlükle odaklanıyoruz ki, hedefe varan kişinin artık eski "biz" olmadığını çok geç fark ediyoruz. Martin aynı Martin, zekası da yeteneği de aynı; ama dün onu görmezden gelenler, bugün sırf kazandığı etiketler yüzünden önünde eğiliyor. Bu durum, insanların gerçeğe değil sadece vitrine ve maddiyata ne denli değer verdiğinin en net kanıtı. Kitap bittiğinde içimde hüzünden çok şu duygu vardı :İnsan gerçekten neyin peşinden koşmalı? Toplumun alkışının mı, başarının mı, yoksa iç huzurun mu? Martin’in trajik yolculuğu bana hedeflere ulaşmanın her zaman mutlu son getirmediğini; insanın en temel ihtiyacının daha fazla kazanmak değil, kendini ait hissedebileceği bir dünya kurmak olduğunu gösterdi. Bu yüzden Martin Eden benim için sadece bir kitap değil; başarıyı, yalnızlığı ve hayatın anlamını gerçekten sorgulatan, bambaşka bir deneyim oldu.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135,3bin okunma
8/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 14:47
Algernon'a Çiçekler ,benim için bilinen anlamda bir bilimkurgu romanı olmaktan çok ötede; insan psikolojisinin ve varoluşun en kuytu köşelerine dokunan, insanı adeta sarsan bir metin.Kitap görünüşte zihinsel engelli Charlie Gordon’ın ve laboratuvar faresi Algernon’un cerrahi bir müdahaleyle dahi seviyesine çıkarılmasını ve sonrasındaki o kaçınılmaz, izlemesi bile can acıtan çöküşünü anlatıyor. Fakat okudukça fark ettim ki, bu romanın asıl başarısı bir bilimsel deneyi aktarması değil. Daniel Keyes ‘in ,Charlie’nin tuttuğu günlükler üzerinden insan doğasını, sevgi açlığını ve o korkunç yalnızlık hissini içime işlemesi oldu. Hiç bilmemek mi daha büyük bir acı, yoksa her şeyi bilip, o zirveyi görüp sonra her şeyi yeniden kaybetmek mi?Bu sorunun cevabını düşünerek incelememi noktalıyorum . Keyifli okumalar!
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202537bin okunma
9/10
·293 syf.··
Beğendi
·
2026 40. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 13:18
Sana Gül Bahçesi Vadetmedim , 16 yaşındaki Deborah’nın travmalarından kaçıp sığındığı hayali dünyası ile gerçek yaşam arasındaki savaşı anlatıyor. Joanne Greenberg bu süreci bizzat kendi gençlik yıllarında yaşamış ve atlatmış olması, kitaptaki her satırın ağırlığını ve samimiyetini kat kat artırıyor. Beni derinden etkileyen şey, Dr. Fried ile Deborah arasındaki o muazzam güven bağı oldu. Doktorun, Deborah’ya kusursuz bir "gül bahçesi" vadetmeyip, gerçek hayatın adaletsiz ve zor olduğunu açıkça söylemesi gerçek ve etkileyiciydi. İyileşmek ya da hayata tutunmak, dertsiz ve pespembe bir dünyaya kavuşmak demek değil. Aksine, hayatın tüm acılarına rağmen burada kalabilmek ve o zorluklarla göğüs göğse savaşma cesaretini gösterebilmektir. Hepimizin bu cesareti gösterebilmesi umuduyla keyifli okumalar!
Sana Gül Bahçesi VadetmedimJoanne Greenberg · Metis Yayınları · 202119,3bin okunma