Çoğu zaman yaşamanın bir taş-kağıt-makas oyununa benzediğini düşünürüm: kader umudu alteder, umut cehaleti ve cehalet de kaderi. Ya da zihnimi meşgul eden haliyle: Kaderciler umutluları, umutlular cahilleri ve cahiller de kadercileri cezbeder.
Bir yarım portakalla bir başka yarım portakal birleşse bir tam portakal etmez. İşte benim hikayemin başladığı yer burası. Kendini bıçağa layık görmeyen bir portakal ve kendini bir bıçağa dönüştürmeyi asla hayal etmemiş bir portakal. Kesmek ve kesilmek; o zamanlar ikisi de ilgilendirmezdi beni.