Cns drmn

Love bombing
İlişkinin başında ayağını yerden kesecek kadar ilgi duyma, "Rüyadayim sanki" hissini yaşatma.. Love bombing uygulayan kişi narsistlik özellikler taşır; çocukluk döneminde aile (özellikle baba faktörü ) ilişkilerinde kendisini değersiz hissetme, yok sayilma ya da bir takim sözlere maruz kalma kişiyi narsistlestirir. Ileride partnerini de (tipki ebeveynleri gibi) önce sever, herkese över, idealize eder sonra ise degersizleştir. Güvenle bağlanan partneri artık kontrol altına aldığını anladığında ise tüm ilgiyi ve rüyada hissinden uzaklaştırır partneri ilgiye bağımlı hale getirdiginde ilgi yoksunlugu yaratarak birden yere cakilmasina sebep olur. (...) Seni Yoran Her Şeyi Bırak
Reklam
Dikkat edin !
Psikolojik işkence uygulayan insanlar sosyalleşmenize, kendinizi iyi hissetmenize, bir şeyler başarmanıza, mutlu olmanıza, başkalarıyla kaliteli vakit geçirmenize izin vermezler. Hayatınızda bir manipülatör varsa ba-şa-ra-maz-sı-nız! Başarmanızı istemezler ve buna bir şekilde mâni olurlar.
Sayfa 143 - Destek yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
"Her manipülatör bir güç emicidir..."
Güç emmek konusunda sınırları zorlayanlar, karşısındaki insanı zihinsel ve duygusal olarak kontrol altına alanlar, kurbanlarını kendilerine bağlı ve itaatkâr hale getirenler, onlara efendilik edenler güce en fazla ihtiyaç duyanlardır. Yani en güçsüz, en özgüvensiz olanlardır. Yoğun bir değersizlik hissi içindedirler. Başkasının gücünü içlerine çekmeye duydukları ihtiyaç, tıpkı bir vampirin yaşamaya devam etmek için insan kanı içmeye mecbur olması gibidir.
Sayfa 92 - Destek yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
Puan vermedi·268 syf.·
2018 24. kitabı
Cinayeti gördüm. Ama kitapta cinayet işlenmiyor. Kitabın yayınladığı tarih 1940. Büyük Harp'in artçı sarsıntılarının üzerine 1929 büyük buhranının tuz biber olmasıyla dünyanın önemli bir kısmında otoriter, faşist yönetimler birer birer işbaşına geliyor. Almanya'da Hitler, İtalya'da Mussolini, Portekiz'de Salazar koşar adım dünyayı bir karabasana sürüklüyor. Derken İspanya'da cumhuriyet kaybediyor, Viva La Muerte. Versay'ın hesabını görmek isteyen Hitler'in tankları önce Avusturya'yı yutuyor, ardından Prag sessizce teslim oluyor. "Hür Dünya" sus pus, Stalin'se çareyi saldırmazlık anlaşması yapmakta buluyor. 1 Eylül 1939 Almanlar Polonya'ya giriyor ve ok artık yaydan çıkıyor, dünya yeniden savaşta. Almanlar çok güçlü, Almanlar makine gibi, Almanlar'ın kazanacağından kimse kuşku duymuyor. Koca bir imparatorluğun yıkıntılarından yeni bir devlet, yeni bir toplum yaratmaya çalışan genç cumhuriyetse düşe kalka yolunda ilerlemektedir. Harf devrimi, şapka inkılabı, kadınlara seçme seçilme hakkı... Muasır medeniyet seviyesine ulaşmak birincil hedef. Radyoda alafranga, cemiyette Halkevleri işbaşında; yeni bir münevver zümre oluşturulmaya çalışılıyor. Yüzyıllarca tebaa olmaya alışmış halkın tamamında kalıcı bir etki bırakamasa da azımsanmayacak bir kesiminde karşılık buluyor. Kitap okuyan, tiyatroya giden, akşamları balolarda eğlenen, yüzü Batı'ya dönük bir münevver kesim oluşuyor yavaş yavaş. Ama yüzyıllık refleskleri, alışkanlıkları geride bırakmak kolay değil; pek çok şeyiyle hala Doğulu kodlara sahip bu kesim. Batılı'nın oryantalizminden mustarip ama kendi doğusundakine oryantalist bakışlar atmaktan kendini alamıyor. Dedik ya, büyük buhranın yaraları daha sarılmamışken bir de Dünya Savaşı'nın yanı başında buluyor kendini genç cumhuriyet, hem de büyük kurtarıcısını
Edebiyat
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,8bin okunma