Cansu

- Sayın Kutlu bu macera kelimesi kelimesine "Uzun Hikâye" adlı kitabınızda yer alıyor. Ancak oradaki fotoğrafçının adı Selami. Böyle bir tekrara düşerek yazdığınız metni bozduğunuzu düşünmüyor musunuz? - Yoo!. Olur böyle şeyler. - Nasıl olur? - Benim kahramanlar laf dinlemiyor. Bazan böyle kılık değiştirip yazdığım kitaba sızıyorlar. - Bu izah yeterli değil. Hikâyeyi zedeliyor. - Elbette. Ama siz şu sanat denilen şeyi fazla ciddiye alıyorsunuz. - Almayalım mı? - Alın ama ölçüyü kaçırmayın. - Nasıl yani? - Sanat da tıpkı şu yalan dünya gibi bir oyun ve eğlenceden ibarettir. Uydurma birşey. Kendinizi fazla kaptırmayın.
Sayfa 104·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Musiki ayrılıklardan bahsederdi. Musikinin vaadettiği aşkta Vuslat mümkün değildi. Bizim Halk Hikâyeleri de öyledir. Otuza yakın hikâyenin sadece birinde -Âşık Garip miydi, neydi- sevgililer birbirine kavuşur. Ötekilerde kavuşma mahşere kalmıştır.
Sayfa 100·Kitabı okudu
Edebiyat
Beraber çekilmiş bir fotoğrafımız bile yok.
Sayfa 84·Kitabı okudu
Edebiyat
"Kırıla kırıla un ufak kaldık be! Aldırma"
Sayfa 34·Kitabı okudu
Edebiyat
"Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden" dedi içinden. Tuhaf. Ağırlık bir hız olarak değil, bir külçe olarak takılıp kalmıştı ona. Hafif'in karşıtı. Yüreğinde bir sevda yarası bir de ideolojik çöküntü...
Sayfa 20·Kitabı okudu
Edebiyat