Bugün şu bölgelerde savaşarak kanlarını toprağa akıtanlar, evet Ortadoğuludur; lakin birbirine karşı kullandıkları silahların ve mermilerin hiçbiri Ortadoğu’da üretilmemiştir. O hâlde sormak lazımdır, bu savaşı çıkaranlar ve yönetenler gerçekten bölge insanı mıdır, yoksa Avrupa’nın her ülkesinden buralara gizli emellerle yollanmış ayrılıkçılar, tetikçiler yahut onlara gizli yollardan silah temin edenler, silah satanlar, bunun için gizli yardımlarda bulunanlar mıdır? Asıl katil silahı kullanan mıdır, silahı imal edip eline tutuşturan mı?
Allah hangi kavme bir peygamber gönderse, o çağın güç sahipleri ‘bu neden biz olmadık’ diye peygambere ve Allah’a karşı çıkmışlar, kavimleri kurtuluşa ersin diye çabalayan masum elçileri yığınla eziyetlere, sayısız çilelere uğratmışlardı.
Allah’ı kalbimizde taşıdığımızı söylüyorsak, kalbimizi taşıdığımız her yere Onu’da taşımalı değil miyiz? Nihayetinde O bizim kötülüğümüzü istemiyor; hatta ‘Kötülük içinde olmayın!’ diyor. O hâlde yalnız kalınca hatırladığımız ve itaat ettiğimiz bir tanrıyı, mesai yaparken unutmalı mıyız?