Fransız gazeteleri bunu paranoïa impériale' diye yazıyorlardı, paranoia impériale imiş, lafa bak diye düşündü. Aslında onlara tek tek sormak isterdi; sizin hiç taht sahibi de deleriniz öldürüldü mü, kardeşiniz aklını oynattı mı, arabaya binmekte bir dakika geciktiğiniz için kurtulduğunuz bombalı suikastlara uğradınız mı, her gün onlarca suikast ihbarı aldınız mı, amcanız bilekleri kesilerek ve intihar süsü verilerek katledildi mi? Bunların hepsi hayatımın gerçekleri. Baksanıza kralların, şahların başına neler geliyor? Rus Çarı Aleksander'ı da kurşunladılar. Nasıl bir paranoïa impériale imiş ki bu hep doğru çıkıyor? Bu devirde hiçbir taç sahibinin başı, omuzları nın üstünde sağlam durmuyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Koleksiyoncu diyorlar bana, biraz hor görerek. Anlamıyorum bunu. Koleksiyonsa koleksiyon. Arkadaşlarım dünyayı geziyor, her yerden Instagram fotoğrafı. Gidip dönüyorlar mal mal. Orayı tanımıyorlar, hissetmiyorlar, yaşamıyorlar, sadece fotoğraf veriyorlar. Arkadaşlıkları da farklı değil. Bütün hayatlarını bir arada geçirdikleri en yakın arkadaşlarını dahi aslında tam olarak tanımıyorlar. Ne şehirleri ne insanları tanıyoruz. Birbirimizin dünyasına girip çıkıyoruz, öyle sanıyoruz ama yaptığımız tek şey turistik gezi."