B

B
@Cognosce
The cold water does not get warmer, if you jump late!
BSc.
52 okur puanı
Ocak 2024 tarihinde katıldı
Sözlerimin özü: O özgür kılıcı, yaratıcı, bilinçli insan; Doğa, Tarih ve Toplum düzeni zindanlarından bilim ile kurtulur. Dördüncü zindandan ise din ile kurtulur,aşk ile kurtulur. Radhakrishnan'ın dediği gibi: «Biz insanlar, insan olma ödev ve sorumluluğu ile, bir işbirliği andına çağrılıyız. Nasıl bir ahd ve and? Öyle bir and ki, bu and ile insan, Tanrı ve aşk, başka bir yaratış ve başka bir insan için koyu- lurlar. Budur insanın sorumluluğu.»
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
…Ahlâk ve aşk da böyledirler. İhtiyaçlarımızdan birini gidermek için bir seçim yapar, bizi sevmesi için birini sever, ya da gereksinmelerimizden birini giderir diye yahut onun sevgisi bize bazı imkânlar sağlar düşüncesiyle birine sevgi gösterirsek, gerçekte sadece bir alışveriş yapmışız demektir. Aşk ise herşeyi bir amaç uğruna vermek ve karşılığında hiç birşey istememektir. Bu büyük bir seçimdir. Ne seçimi? Bir ülkünün veya başkalarının yaşaması, bir ülkünün gerçekleşmesi için kendine ölümü seçiş.
İnsan ne pahasına olursa olsun doğru olmalı,dürüst olmalı!
Fakat ben yalan söylememek için yalan söylemiyor ve kendi zararıma da olsa böyle davranıyorsam, hiçbir karşılık da beklemiyorsam, doğruyu, mahvoluşum pahasına da olsa söylüyor ve hiçbir karşılık beklemiyorsam, üstelik herşeyimi yitiriyorsam, işte burada «ben»i görüyoruz: «İnsan»ın ortaya çıkışı muştusudur bu!
İşin çetin yanı şuradadır ki bu dördüncü zindan insanın kendi boyutları arasında, insanın bir parçası gibidir. Bilgin insan, kendi dışında olan zindanlardan kurtulsa bile, kendine karşı başkaldırıp özgür olamaz.
Fakat kendi gözlerimle gördüğüm kölelik Batı'nın kendisinde, Cambridge'in merkezinde, Sorbonne'un merkezinde idi. Kaçak pazarlarda vahşi kabile mensuplarının satıldığı değil, en üstün insan beyinlerinin pazara çıkarıldığını gördüm. Artırma masasına çekiç vuruluyordu; — Sen ne veriyorsun! — O Ne veriyor! deniyordu. Kara Çini'nden, Sovyetler'den, Kuzey Amerika'dan, Avrupa'dan önemli firmaların büyük sermayedarları geldiler. — Beyefendi, bu filan sınıfta ikinci olan öğrencidir! Ne verirsin buna?