Özetle; paranın yoktan yaratılmasıyla. Karşılıksız basılan ve adına "para" denilen, ama aslında para olmayan kağıt parçaları ile insanların özgürlükleri satın alınıyor ve toplumları köleleştiriliyor. Gerçek para altın ve gümüştür.
Aynı etnik kökene dayanan ve
"küresel sermaye eliti" olarak bilinen bir grubun yönettiği bu düzen, küresel
bir şirk düzenidir. Tanrı'nın Krallığı kavramının karşısında duran bir gölge
krallıktır. Bu açıdan bakıldığında, dünyanın kaderinde böyle önemli rol oynayan
gölge bir hanedanlığın, ilahi metinlerde neden bu kadar geniş bir yer
tuttuğu anlam kazanmaya başlar.
Krallıklar ve ulus devletler arasındaki tek fark, ikincisinde insanların, krallarını kendi elleriyle seçiyor olmalardır. Yani kölelere efendilerini veya diktatörlerini seçme hakkı tanınmıştır.
Bugünkü teknik bilgilerimize göre 13,4 milyar yıllık bir uzay-zaman kavramı
karşımızda duruyor. Bu da sadece uzayın değil, zamanın da bir başlangıcı
olduğu anlamına geliyor. "Zaman yaratılmadan önce ne vardı?" sorusu evreni anlamaya çalışanlar tarafından sıklıkla sorulsa da, teknik olarak hatalı bir
sorudur. Çünkü zamanın olmadığı yerde "önce" ve "sonra" kavramlarından
bahsedemeyiz. Öyleyse "zaman yaratılmadan önce ne vardı?" diye soramayız.
Babil kelimesinin anlamı "Tanrı Kapısı"dır. Eski metinlerde bu şehir bir "Star
Gate", yani bir boyutlar arası geçit olarak anlatılır. "Bab" kapı anlamına gelir,
"İl" ise tanrıdır. Eski Ahit'te "Elohim"in, yani tanrıların Babil'e indiği ve şehre
bu yüzden Babil ismi verildiği söylenir.