Eğer avucunuzun içine iyice bakarsanız, orada ebeveynlerinizi atalarınızın tüm nesillerini göreceksiniz. Onların hepsi şu an yaşıyor. Her biri, bedeninizde mevcuttur. Siz bu insanların her birinin devamısınız. 
Thich Nhat Hanh, A Lifetime of Peace
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Myrna için aşık olmak bilinmezliklerle dolu bir mayın tarlasıydı. Başka birisine ihtiyaç duymanın getirdiği savunmasızlık o kadar korkutucuydu ki ne zaman arzularına doğru bir adım atsa daha derin bir korkuyla karşılaşıyordu. Bu çatışmayı, çocukluğuyla ilişkilendiremeyen Myrna, kendini sevmeye çalışan her erkekte kusur buldu ve çoğu zaman onlar ayrılmadan kendisi ayrıldı.
Annemizden bebekken ayrılmak, romantik ilişkilerdeki istikrarımızı bozabilir. Bilinçdışı bir şekilde yakınlığın yok olacağından veya elimizden alınacağından korkabiliriz. Bunun karşılığında tıpkı annemize tutunacağımız gibi partnerimize tutunuruz ya da bu yakınlığın kaybolacağı öngörüsüyle partnerimizden uzaklaşırız. Genellikle iki davranışı da aynı ilişki içerisinde sergileriz ve partnerimiz de duygusal iniş çıkışlarla dolu bitmek bilmeyen bir yere sıkıştığını hissedebilir.
Ünlü Budist rahip Thich Nihat Hanh, ebeveynlerinize kızgın olduğunuzda aslında, “Kendinize kızarsınız. Mısır koçanının, mısır tanesine kızması gibidir. “ der. Bize şunu söyler; “Annemiz ya da babamıza kızgınsak, nefes alıp vermeli ve bir uzlaşma noktası bulmalıyız. Mutluluğa giden tek yol budur.”