Ali Erdoğan

Ali Erdoğan
@Coldplays
Erken Cumhuriyet dönemi yoksulluğu, bir dizi savaşın ve onları izleyen politik olayların sonucunda ortaya çıkmıştı. Yani kapitalist gelişme dinamiklerine bağlı, toplumun ticarileşmesiyle ilgili bir olay değildi.
Sayfa 99·Kitabı okudu
Reklam
Çok devletçi bir ülke olduğu söylenen Türkiye'de, özellikle devletçi dönem olarak bilinen tek parti döneminde, yoksullukla mücadele devletin sorumlulukları arasında sayılmıyor.
Sayfa 98·Kitabı okudu
MEMUR-SEN / SENDİKALAR
Sivil toplumun güçlenmesi, demokratikleşme açısından istenilir bir şey. Ama yeni yönetişim modelleri çerçevesinde STK'lara verilen rol, devlet politikalarını etkileyen bir baskı unsuru oluşturmaktan cok, devletin üstlenmesi gereken sorumlulukların bir kısmını, projeler geliştirerek üstlenmek şeklinde tanımlanıyor. Bu noktada ortaya birbiriyle ilintili bir dizi sorun çıkıyor. İlk sorun, temsil yetkisi sorunu. Bugün sosyal politika alanında aktif olan STK'lar, sendikalar veya meslek kuruluşlarından farklı olarak, belirli bir üye tabanı tarafından seçilerek temsil yetkisine sahip olmuş kuruluşlar değiller. Dolayısıyla hesap verdikleri merci, hizmet ettikleri kesimlerden ziyade kendilerine fon sağlayan kurumlar. Temel sosyal hizmetlerin böyle bir temsil yetkisi boşluğu içinde, hizmet alanlara hesap verme sorumluluğu taşınmaksızın yerine getirilmesi veya paylaşılması, doğal olark sosyal hakların güçlenmesine uygun bir zemin oluşturmuyor.
Sayfa 95·Kitabı okudu
Toplum diye bir sey vardır, yalnız bu devletle aynı şey değildir. Devletle aynı şey olmayan bu toplumda, sosyal alanda belirleyici olanın ne olacağı sorusu bizi liberal hayırseverlik anlayışının çağdaş versiyonuna götürüyor.
Sayfa 81·Kitabı okudu
Gerçekten de hayırseverlik, günümüz toplumlarında sosyal alanı tanımlayan önemli bir özellik haline gelmiş durumda. Geçtiğimiz yıl, Economist dergisinde çıkan bu konuyla ilgili bir yazı "19. yüzyıl kapitalizmin, 20. yüzyıl sosyalizmin yüzyılıydı. 21. yüzyıl ise hayırseverlik yüzyılı olacak.
Sayfa 81·Kitabı okudu
Reklam