Özellikle farklı ülkelerde yoksulluğa karşı hak temelli mücadele yürüten sivil toplum kuruluşlarını biraraya getirerek siyasi yetkilileri etkilemeye yönelik güçlü bir lobi faaliyeti yürüten Avrupa Yoksullukla Mücadele Ağı'nın çabaları sonúcu, işteki konumdan bağımsız olarak geliri belirli göreli yoksulluk sınır altında kalan herkesi içeren asgari gelir desteği uygulaması, Avrupa Komisyonu tarafından bir sosyal hak olarak benimsendi.
20. yüzyılın sosyal vatandaşlık ilkesi temelindeki uygulamalarının, sınırları belli bir ulus devlete özgü uygulamalar olduğunu, sınırların gecişken bir nitelik kazandığı günümüz ortamında ise, vatandaşlık haklarının eski yerel yoksul yardımı uygulamalarından bildiğimiz türden yetki, sorumluluk ve mekânsal hareketliliğin kısıtlanması gibi konularla bağlantılı olarak tartışıldığını söyleyebiliriz.
Mesela, işsizlik sigortasının çalışırken elde edilen gelirin ne kadarını ne kadar süreyle karşıladığı ve buna hak kazanmak için kaç yıl çalışmış olmak gerektiği, insanın işgücü olarak mı hak sahibi vatandaş olarak mı görüldüğünün göstergelerinden biri olarak ortaya çıkıyor. Aynı şey, emekli ödeneklerinin miktarı ve emekliliğe hak kazanma koşulları konusunda da geçerli.
Devlet müdahalesi,çalışma hayatını ve piyasanın işleyişini biçimlendirdiği gibi ailenin bireye sağladığı sosyoekonomik güvencenin niteliğini de etkiler. Ama aynı zamanda piyasanın işleyiş biçimi ve aile yapısı da devlet müdahalesinin hangi alanda nasıl bir rol oynadığını belirler.