Ali Erdoğan

Ali Erdoğan
@Coldplays
Refah Devleti
Yoksulluk ortamında sosyal dayanışma daha da büyük bir önem kazandığı için gerekli görülmüşlerdi. Hem sosyal dayanışmaya verilen önem hem de bu doğrultuda devlete düşen sorumlulukların bilinci, İkinci Dünya Savaşı'nı izleyen dönemde Avrupa'yı tanımlayan özelliklerden biri olarak varlığını sürdürdü. Sosyal hizmetlerin genişlemesi, özellikle bir gelir eşitleme aracı değildir. Böyle olabilir de, olmayabilir de... Burada önemli olan, medeni hayatın somut dayanaklarının genel olarak genişlemesi, riskin ve güvensizliğin genel olarak hafifletilmesi, her seviyede -sağlıklı ile hasta, çalışan ile işsiz, yaşlı ile genç, bekâr ile aile babası arasındaki eşitsizliklerin azaltılmasıdır. Burada, sınıflar arasında değil, tek bir sınıfmış gibi muamele edilen nüfus içindeki bireyler arasında bir eşitleme söz konusudur. Statü eşitliği gelir eşitliğinden daha önemlidir.'
Sayfa 66·Kitabı okudu
Reklam
Ücretlerin artması ve çalışanların koşullarının iyileşmesi ulusun zenginliğinin göstergesiydi. Yoksulluk ise , ekonomik geriliği yansıtan bir şeydi. Burada Smith'i daha sonraki düşünürlerden ayıran sey, herhalde onun dillere destan iyimserliği. Ekonomiye mantıksız müdahalelerin ortadan kalktığı akıllı bir iktisat politikası ortamında, ulusların zenginliğinin temelindeki işbölümü, toplumun bütün bireylerine yansıyan bir ekonomik gelişmeye yol açacak ve zengin bir toplumda yoksulluk sorununa yer kalmayacaktı, 19. yüzyıl koşulları ise, böyle bir iyimserliğe yer bırakacak nitelikte değildi.
Sayfa 56·Kitabı okudu
Eğer medeni dediğimiz ülkelerde yaşını başını almış insanlar yoksulların çalıştırıldığı kurumlara, gençler de darağacına yollanıyorsa, Hükümet sisteminde bir yanlışlık var demektir. Dış görünüşe göre bu ülkelerde her şey mutluluktan ibarettir ama dışarıdan bakıldığında gizli kalan kitlesel sefalet, yoksulluk içinde ölmek veya kötü yola düşmekten başka şans bırakmaz. Bu kader hayata damgasını vurur ve buna çare bulunmadıkça cezalandırmak işe yaramaz... Neden yoksullardan başka hemen hemen hiç kimsenin idam edildiğini görmeyiz? Başka şeylerin yanı sıra sadece bu gerçek bile onların sefil durumunun bir kanıtıdır.'
Sayfa 54·Kitabı okudu
Kapitalizm, insanı işgücüne indirgeyen, insan emeğini meta olarak gören bir sistemdir. Dolayısıyla, hayatını çalışarak kazanamayan insanın durumu bu sistem açısından varoluşsal bir önem taşır. Sosyal politikanın konusu, tam da bu varoluşsal sorunla ilgilidir ve bu yönüyle sosyal politika, kapitalizmin sürekli taciz edildiği alandır.
Sayfa 49·Kitabı okudu
Kısacası Marx'ın yedek sanayi ordusunun disiplinini ve gerektiğinde istihdam edilebilirliğini sağlamak, sosyal politikanın temel amacı olarak değerlendiriliyor. Ona göre, egemenliğin amacı, egemenin belirli bir coğrafi alan üzerindeki gücünü korumaya yönelik olarak, "hikmet-i hükümet"e (raison d'etat) göre tanımlanır.Egemenliğin siyasetin merkezindeki kavram olduğu yerde, siyasi iktidarın amacı o iktidarın muhafazasıdır. "Belki de", der, "bizim modernitemiz için yani bugünümüz için önemli olan toplumun devletleşmesinden çok devletin yönetimselleşmesidir.
Sayfa 47·Kitabı okudu
Reklam